TAMADRESİNEGELDİN
Yeni Nesil Blog Anlayışı

 

 

 



TRABZONSPOR TARİHÇESİ

22/8/2008"


             

Türkiye İdman Cemiyetleri ittifakının kurulması ve Türk Sporunun bu ilk örgütünün tüm Anadolu'ya yayılması, Trabzon'da da etkisini göstermişti. Bu etki sonucu yeni yeni kulüpler kurulmaya başlandı. İdmanocağı, İdmangücü, Necmiati'den sonra Trabzon Lisesi bünyesinde Lise adını taşıyan yeni bir kulübün kurulmasıyla kulüp sayısı 4 olmuştu. 1923 yılından sonra Trabzon'da İdmanocağı ve İdmangücü arasında büyük bir rekabet başlamıştı. Bu öyle bir rekabetti ki İstanbuldaki Galatasaray- Fenerbahçe rekabetine benziyordu. Hatta zaman zaman onu bastırdığı bile oluyordu. Trabzon sanki Ocaklılar, Güçlüler diye ikiye ayrılmıştı. Trabzon'da futbolun bu iki takım arasındaki rekabetten yüceldiği söylenebilir. Rekabet zamanla öylesine büyük boyutlara vardı ki Trabzon'un Türkiye liglerinde geç temsil edilmesine bile sebep oldu. Ne var ki iki kulüp arasındaki çekişme şehrin futbolundaki kaliteyi de her geçen gün arttıran faktör olduğu göz ardi edilemez.

1923 yılında Trabzon'da ilk resmi lig maçları oynanmaya başlandı. İlk sezon İdmanocağı şampiyon olmuştu. Bunu 1923-24,1924-25 sezonlarında Lise takımının arka arkaya şampiyonlukları izledi. 1925 sezonunda yine İdmanocağı şampiyon olurken, 1929 yılına kadar da önce Lise, arkasından Muallim Mektebi daha sonra da Ticaret Lisesi takımları mutlu sona ulaştılar.

İdmanocağı ile İdmangücü arasındaki büyük rekabet 1930'dan sonra had safhaya ulaştı. 1929-30'dan sonra 5 kez arka arkaya İdmanocağı'nın şampiyon olmasından sonra 1934-35 sezonundan itibaren İdmangücü takımı tam 7 yıl arka arkaya şampiyon olarak bu iki takım arasındaki rekabeti büsbütün alevlendirmişti.

1940'lı yıllarda Trabzon futbolundaki güç lise takımlarına geçmişti. Tam 6 kez arka arkaya şampiyonluğu kazanması da bunu gösteriyordu. Bu aralar dikkat çeken bir hususta Trabzon'daki bütün futbol yıldızlarının Lise takımlarından yetişmiş olmalarıydı. Özellikle Trabzon Lisesi bir futbolcu kaynağı olmuştu. 1947-48 sezonundan itibaren şampiyonluk yine İdmanocağı ile İdmangücü arasında el değiştiriyordu. Bu arada Necmiati de iki sezon şampiyon olarak Trabzon futbolunda söz sahibi oldu. Bu arada Trabzon'da yeni yeni kulüpler de kuruluyordu. 1938'de kurulan Doğan Gençlik, 1941 yılında Akçaabat Lisesinde kurulan Akçaabat Gençlik (Bugünkü Sebatspor), 1950 yılında Sürmene ilçesinde kurulan Sürmene Gençlik, 1952 yılında ayni ilçede kurulan Zafer Gençlik, 1953 yılında kurulan Yolspor 1955 yılında kurulan Yalıspor bu takımların başında geliyordu.

1930'lu yıllarda başlayan İdmanocağı, İdmangücü rekabeti 1940'lı, 1950'li, 1960'lı yıllarda olanca şiddetiyle devam ediyordu. Bu gitgide rekabetten öte boyutlara varmaktaydı. Ocaklı ve Güçlü olmak Trabzon'da adeta bir spor mezhebi haline gelmişti. En kötü sezonlarda bile rekabetlerinden hiç bir şey kaybetmiyorlardı.

Trabzon öylesine ikiye ayrılmıştı ki Ocaklılar Sari Kırmızı diye İstanbul'daki Galatasaray'ı İdmangüçlülerse Yeşil Beyaz renklerine rağmen Fenerbahçe'yi destekliyorlardı. Rekabet bir de bu sekliyle alevlenmişti. Bu arada renkleri Sarı Lacivert olan Necmiati bile bu rekabetin dışında kalmıştı. Aslında bu büyük rekabetten en karlı Trabzon futbolu çıkıyordu. Öncelikle şehirde futbol tutkusu körüklenmişti. Bu büyük rekabetten doğan büyük iddia Trabzon'da büyük yıldızların çıkmasına neden olmuştur. Ancak, Trabzon insanının alın yazısı olan gurbetçilik 1930'lu yıllarda Trabzon'daki futbol yıldızlarının kaderine tesir etmişti. Pek çoğu yüksek öğrenim uğruna ana kucaklarını baba ocaklarını terk etmek zorunda kaldılar. Gittikleri İstanbul ve Ankara'da sürdürdükleri futbol yaşamlarında gerçekten büyük yıldız oldular. Bir Hasan Polat ve kardeşi Ali Polat Ankara Gençlerbirliği'nde , bir Selim Satıroğlu, Ahmet Karlıklı Galatasaray'da bir Taka Naci, Zekeriya Bali Fenerbahçe'de, Nazmi Bilge Beşiktaş'ta yıldız futbolcu oluverdiler.

1962-63 sezonunda tüm yurtta bir İl takımı kurulması öngörülmüştü. Zamanın Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref Apak, Türkiye liglerini güçlendirmek ve tüm yurda yaymak amacıyla bir seferberlik başlatmıştı. Her ilde bir futbol takımı kurup Türkiye liglerinde yer alması seferberliği büyük bir hızla devam ediyordu. Trabzon elbette ki bunun dışında kalamazdı. Yalnız bir İl Kulübü kurulmasının en zor olan illerin başında kuşkusuz Trabzon gelmekteydi. İdmanocağı, İdmangücü rekabeti Trabzon futboluna öylesine hakimdi ki bu iki kulübün bir çatı altında toplanmasına imkan yoktu. Nitekim böyle bir girişimde bulunmak isteyen bir avuç idealistin daha ilk çalışmalarında bunun imkansız olduğu gerçeği bir kez daha anlaşılmıştı.

Tüm Trabzonlular, Trabzonspor adıyla bir kulübün kurulmasını yürekten arzuluyorlar, ancak bu işi bir türlü gerçekleştirememenin ezikliğini yaşıyorlardı. Yetkililerinde araya girmesi, sonucu pek değiştirmiyordu Ocaklılar da, Güçlüler de yeni kurulacak kulüpte kendi isimlerinin, hatta renklerinin hakim olmasını istiyorlardı ve bu konuda en ufak bir fedakarlıkta bulunmuyorlardı. Her gün, her akşam toplantı üstüne toplantı yapılıyordu. Bazen tam bir anlaşma zemini ortaya çıkıyor ama yine en ufak bir ayrıntı her şeyi berbat ediyordu. Havaya silahlar atılıyor, karakollara, hatta mahkemelere kadar uzanan olaylara rastlanıyordu. Öte yandan Futbol Federasyonunun il kulüpleri için tanıdığı sürenin de sonu yaklaşıyordu.

21 Haziran 1966 tarihinde İdmanocağı, Martıspor ve Yıldızspor'un da katılımı ile sarı Kırmızı renkler altında Türkiye 2. Ligine alındı. Ancak, resmi bir yazının süresi içinde ilgili yere tebliğ edilmediği için İdmanocağı'nın İkinci ligde oynaması durduruldu. Bu tarihten yaklaşık bir ay sonra 20 Temmuz 1966'da bu kez İdmangücü, Karadenizgücü, Martıspor ve Yolspor'un katılmasıyla Trabzonspor Kırmızı-Beyaz renklerle kuruldu. Ne var ki İdmanocağı buna karşı çıktı. Danıştay'da açtığı dava ile yürütmeyi durdurma kararı alınınca ortalık yine karıştı. Trabzon'daki gergin durum üzerine araya Zamanın Beden Terbiyesi Genel Müdürü Ulvi Yenal girdi. Ulvi Yenal, İdmanocağı ve İdmangücü'nün birleşmemeleri halinde iki kulübünde Türkiye 2. Ligine alınmayacağını bildirdi. Bu durum Trabzon'da ve her iki kulüp çevresinde "Sok" etkisi yaratmıştı. Birleşmeleri büyük sorun olan bu iki kulübün, birleşmemeleri halinde Trabzon Türkiye liglerinde temsil edilemeyecekti. Trabzon'daki geceli gündüzlü yapılan ve büyük tartışmalara neden olan toplantılar sonunda 2 Ağustos 1967 günü İdmanocağı ile İdmangücü birleşmesi gerçekleşti ve Trabzonspor; İdmanocağı, İdmangücü, Karadenizgücü ve Martıspor'un birleşmesi ile ortaya çıktı.

Artık bütün resmi işlemler tamamlandıktan sonra sıra gelmişti Trabzonspor'un renklerine. Renk bulmak öyle kolay olmadı. Trabzon'da uzun yıllar süren İdmanocağı-İdmangücü rekabetinde Sari-Kırmızı ve Yeşil-Beyaz renkler hakimdi. Trabzonspor'un renkleri bu renklerin dışında olmalıydı. Trabzon'u ve Karadeniz'i simgeleyen renkler aranıyordu. Bu konuda yarışma açılması da gündeme geldi ancak sonra vazgeçildi. Renk için geceli gündüzlü toplantılar düzenleniyordu. Dört toplantıdan sonuç alınamamıştı. Beşinci toplantıda her şey bitecekti. Artık taraftarın da sabrı kalmamıştı. Dönemin Federasyon Başkanı Orhan Şeref Apak sorunu çözmeye çalışırken Federasyon Genel Müdürü Ulvi Yenal'ın makamında toplanan taraflar iki kulübün renklerinden farklı bir rengin seçilmesi üzerinde yoğun tartışmalar gerçekleştirirler. Yaşanan gelişme üzerine sabrı taşan Yenal iki kulübün temsilcilerinden birer renk seçmesini talep eder. Böylelikle İdmanocağı grubu "koyu bordo", İdmangücü ise "açık mavi" üzerinde görüş bildirir. Sonuçta Trabzonspor'u kuran iki köklü kulüp renk konusunu "BORDO-MAVİ" diye karara bağlarlar. Böylece bir haftadır şehirde süren renk kavgası sona erer ve Trabzonspor Bordo-Mavi renklerine kavuşur.

Devam Et 0 Yorum

FENERBAHÇE TARİHİ

18/8/2008"

 

Fenerbahçe tarihi

 
FENERBAHÇENİN KURULUŞ VE GELİŞMESİ


1895 yilinda Modada oturan Ingilizlerin modern futbolu oynamaya baslamalari Fenerbahce Spor Kulubunun kurulmasinin ilk adimlariydi.

Deniz ogrencisi Fuat Husnu Kayacanin 1899 yilinda Fenerbahce stadinin bulundugu cayirda mesin yuvarlaga yaptigi vuruslar sirasinda arkadaslari Resat Denyal, Mehmet Ali ile dile getirdikleri "Ah bizde bit futbol takimi kurup oynayabilsek" ozlemi Turk gencleri arasinda Black Stocking FC kurulmasina sebep olmus.Fakat kulup monarsi rejiminin engellenmsini onlemek amaciyla hemen dagitilmis.

Bir kac gencinde katilimiyla ayni isimler 1902 senesinde bu kez Kadikoy Futbol Kulubu adi altinda toplandilar.Ancak daha sert hafiye baskini bu girisimi de engellemis.

1907 bir bahar gununde gene bir mac donusu Ziya, Ayetullah ve Necip evlerinde cay icerlerken sonmeyen ideallerini bir kez daha basarmaya yonelirler.Monarsi rejimi artik gevsemis ve bu girisim bu kez tutunmus ve FENERBAHCE FUTBOL KULUBU bir daha kapatilmamak uzere kurulmus.

Fenerbahce Futbol Kulubunun ilk yonetim kurulu soyledir ; Ziya bey Baskan, Ayetullah bey Genel Sekreter ve Necip beyde Genel Kaptan ve Veznedardir.

Tabii kurulus yillari kolay olmamis zaman zaman futbolcu bulmakta zorlanmiz ve bir cok defa gemilerden odunc futbolcu alarak ligdeki mucadelesini surdurebilmis.1909 yilinda klubun adi Fenerbahçe Spor Kulubu olarak degisimis renkleride Sari-Beyazdan bugunku rengi Sari-Laciverete cevrilmis.1909-1911 yillari Fenerbahçemiz icin cok zor gecmis bir ara dagilma noktasina bile gelmis ancak Elkatipzade Mustafa adli uye kulubu kurtaran adam olmus.Lokali dahi olmayan klubun takimlari cok kotu durumdayken St.Joseph, Robert College ve Kadikoy numune Mektebinden topladigi genc futbolcularla Kulubun genc takimlari kurmus bir nevi alt yapisini olusturmus.Bu atilim basarisiz gecen 2 yilin ardindan Fenerbahceye hic yenilmeden ilk Sampiyonlugunu getirmis.

Bu sampiyonluk Fenerbahceye yasama gucu asilamis ve kulup Altiyol agzinda 2 odali bir lokale kavusmus.Balkan savasi nedeni ile yapilmayan 1912-1913 lig maclarindan sonra ust uste ve yenilmeden kazanilan 2 sampiyonluk Fenerbahce camiasi olusturmaya baslamis.Fenerbahcemiz ayni zamanda 1914 senesinde tertiplenen Genc takimlar sampiyonlugunuda kazanmis ve 10 yil icinde en cok sampiyonluk kazanmis takim olma unvanini alarak Ingilizler tarafindan verilen tarihsel sildide almaya hak kazanmis.

FENERBAHÇENİN GELİŞMESİ VE IŞGAL YILLARI

KUSDILI LOKALI

Fenerbahcemiz artik buyumeye baslamis kitleleri arkasindan suruklemeye basladigi yillarda artik Altiyolagzindaki 2 odali baraka kucuk gelmeye baslamis.20 Mart 1914 de gorkemli bir torenle Kusdilinde, dere kenarinda genis bahceli cok sirin 2 katli buyuk koske gecilmis.

Fenerbahcemiz bu Kusdili lokalinde 5 Haziran 1932 tarihinde cikan bir yangina kadar barinmis.Buyuk sohret ve sevgiyi bu lokalde kazanmisiz.Hatta Ulu onder Mustafa Kemal Ataturk un 5 Mayis 1918 deki tarihsel ziyaret ve takdirlerine bu guzel lokalde ulasmis ve nihayet kurtulus savasina silah ve insan kacirdigi ve isgalci guclere dusmanca davranislarda bulundugu suclamalariyla sungu takmis bir Ingiliz birligi tarafindan bu lokalde iken bir sure kapatilip Baskani Sabri (Toprak) Bey Malta adasina surulmus.

Sn Dr.Rustu daglaroglu Kusdili lokali icin aynen su sozleri sarfetmis "Fenerbahcenin KUSDILI LOKALI spor tarihimizde ornegi olmayan cok zengin hareketli bir spor sitesini huviyetini tasimistir".Zamanin yonetim kurulu baskani Sn Dr. Hamit Hüsnü Kayacan sanli Fenerbahcemize ilk tesisleri kazandiran kisi olmus ve tesis atagina once bir kayikhane, bir beton paten sahasi hemen yanina 2 tenis kortu yapilmis, buyuk salona da ring, gures minderi konup aletli jimnastik gerecleriyle bir spor sitesi yaratilarak burada gunun her saatinde canli faaliyetlere baslanmis.Bu lokal dar bir alanda 20 yi asan spor dalina hizmet vermeye calismismasi gunumuze kadar sadece Fenerbahce spor klubunun Kusdili lokalinde 1918-1932 yillarinda gorulmus.

ISGAL YILLARI

30 Ekim 1918 den 2 Ekim 1923 e kadar suren 5 yil suren isgal yillari o donemlerde yasanan en buyuk aciydi.Fenerbahcemiz basta futbolculariyla, uyeleriyle, tum yurttaslarimiza isik tutmus ve bir umut isigi olmuslar.Dusman takimlariyla yaptigi 50 futbol macinda en guclu Ingilizleri her yenisinde, acilar ve intikam duygulari icinde kivranan Turk ulusuna umit ve teselli kaynagi olmus ve her defasinda yurekten kutlanmisiz. 5 as futbolcumuzu Sakarya savasina gondermis olmamiza ragmen her gecen gun iddialarini artiran dusman takimlarini yenmeyi surdurmusuz. Baskanimiz Sabri Beyi Maltaya surmeleri bile milli gorevini engellemek bir yana daha yuksek azimle surdurmeye neden olmus.Lozandaki sulh heyetimize bile gurur verip destek olan ve heyet baskanina ;

"HEPINIZI MESERRETLE TEBRIK EDER , GOZLERINIZDE OPERIM"

kutlama mesajini gonderen General Harrington, kendi adina duzenlenen kupayi bile almasi ulusumuza armagan ettigi sayisiz mutlu ve anlamli anilar arasindadir..Iste Fenerbaheceyi Fenerbahce yapan aslinda bu olaylar.Hep lider olmusuz hep umut sacan takim olmusuz ozgurlukleri kisitlanan Turk ulusuna hep umit vermisiz.Inanin bu satirlari okurken tuylerim diken diken oldu, ve bir kez daha gurur duydum Fenerbahceli olmakla.

FENERBAHÇENİN BÜYÜMESİ VE BAŞARILARI

GOL YEMEYEN TAKIM

Istanbul liginin 1922-23 sampiyonlugunu yenilmeden ve gol yemeden 58-0 gibi dunya futbolunda esi olmayan skorla kazanan Fenerbahce takimi da iste bu donemin tumuyle yuksek okul mezunu veya ogrencilerinden olusan o unlu 11 soyleymis ;

Sekip Kulaksizoglu-Kamil Sporel (K), Cafer Cagatay-Kadri Goktulga, Ismet Ulug, Fahir Yenicay-Sabih Arca, Alaaddin Baydar, Zeki Sporel, Omer Tanyeri ve Bedri Gursoy.

Iste bu mithis 11 Fenerbahcemizin yurt icinde sevilmesi artik iyice saglamis aldigi tarihi basarilar sanli kulubumuzun temellerinin saglamlasmasinda buyuk katkilari olmus.Bugunku Fenerbahce onlarin sakatim, hastayim demeden sahalara firlayip hem dusman hem yerli rakipler karsisinda basaridan basariya kosmus bu yuksek kulturlu abilerimizin eseri ve bizlere armagani olmus.O zamanlar bu kadro senelerce konusulmus ve her turlu ovguye layik gorulmus.

O sene basarilarimizin bazilari soyleymis ;

- 26 Ekim 1923 de Romanyaya karsi oynayan ilk Ay-Yildizlli takima tam 7 futbolcu vermisiz,

-Ilk katildigimiz 1924 Paris Olimpiyatlarinda mucadele eden 11 in 6 Fenerbahceliymis,

-Tek gol dahi yemeden 58-0 gibi dunya tarihinde inanilmaza ve bir ilk daha imza atmisiz.

Bu coskulu sevgi o kadar buyukmus ki 5 Haziran 1932 Kusdili lokalimiz yaninca sevenlerimiz cok uzulmus klubumuze yardima kosanlarin basinda ulu onderimiz Buyuk Ataturku gorunce teselli bulmusuz.Katibi umumi namina Hasan Riza imzali"Fenerbahce Spor Klubu Idare heyetine" hitaben gelen telgrafda su kelimeler yer almis ;

"YENI KLUP BINASI INSASINA YARDIM OLMAK UZERE, REISI CUMHUR HAZRETLERININ EMIRLERI VE IS BANKASI ILE HEYETI IDARE NAMINA 500 LIRA GONDERILMISTIR.ALINDIGINI ISAR BUYURULMASINI RICA ILE HURMETLERIMI TAKDIR EDERIM."

Telgrafin gercek anlam ve degeri (Bugunku tarih ile 70 Resat altini) dgilmis tabiiki.Gercek ve paha bicilmez deger, Buyuk Onderimiz Ataturkun Fenerbahcemize olan sevgisiymis hic kuskusuz.

Rusen Esref Unaydin dan dinlenen bir ani ATA mizin Fenerbahce klubune besledigi ozel sevginin derecesini gostermey yetiyor ;

10 Agustos 1928 cuma aksami Buyuk Onder 5 ziyaretcisiyle Dolmabahce sarayindadir.Bunlardan klup baskani Necmettin Sadak, Rusen Esref ve Mustafa Necati olarak 3 u Galatasarayli, Sabri Toprak ve Vasif Cinar olarak 2 side Fenerbahcelidir.Buyuk kurtarici o gun ezeli rakiplerin yaptiklari mac sonucunun 3-3 oldugunu sorup ogrendikten sonra ;

- Oyle mi ?! Zaten bizde burada 3 e 3 beraberiz, BENDE FENERBAHCELIYIM .. demis ve kendini Sabri Toprak ve Vasif Cinar ile isaretlemis.

Ataturk her firsatta Fenerbahceye olan manevi destegini surdurmus.Yangin dumanlarinin tuttugu 1932/1933 sezonunda 4 kategoride sampiyon olmus o felaketi geciren o degilmis gibi basarilarimizi surdurmusuz.

1.TÜRKİYE LİGLERİNİN BAŞLANGICI

1959 TÜRKİYE LİGİ VE FENERBAHÇE'NİN İLK ŞAMPİYONLUĞU

21 Subat 1959'da başlayan deplasmanlı Türkiye liginin ilk yıl şampiyonası 16 kulüp arasında 2 devreli ancak zaman azlığı nedeniyle Beyaz ve Kırmızı adlı 2 grup halinde tertiplenmiş. Grup birincileri 2 final maçıyla şampiyonu tayin etmiş.
Beyaz grupta : Fenerbahçe, İstanbulspor, Beşiktaş, Beykoz, Ankaragücü, Hacettepe, Altay ve İzmirspor mücadele etmiş.
Kırmızı grupta ise: Galatasaray, Karagümrük, Adalet, Vefa, Ankara Demirspor, Gençlerbirliği, Karşıyaka ve Göztepe mücadele etmiş.

Fenerbahçe 12 galibiyet ve 2 beraberlik alıp 26 puanla, namağlup grup birincisi olmuş, attığı 29 gole karşın kalede sadece 7 gol yemiş. Kırmızı grupta 20 puan alarak birinci olan Galatasaray ile finali 10 ve 14 Haziran 1959'da oynamış.

Ignace Molnar'ın yönetimindeki Fenerbahçe herkes tarafından favori gösterilmiş. 18.016 biletli seyircinin ödediği 237.000 lira dönemin hasılat rekoru olarak tarihe geçmiş. Son 54 maçında yenilgi yüzü görmeyen Fenerbahçe ilk profesyonel ligi finalinde Galatasaray'a, çok sert geçen bir karşılaşma sonucunda Metin Oktay'ın golü ile 1-0 mağlup olmuş. Basında son yılların en sert maçı olarak gündeme gelmiş, faulsüz futbolu ile bilinen Metin Oktay'ın 13.dakikada Özcan Arkoç'a salladığı kasti tekme sonucu Yugoslav hakem Markovic Metin Oktay'i ihraç etme teşebbüsünde bulunmuşsa da bu hareketi sahaya giren Galatasaraylı yöneticiler tarafından önlenmiş. Ağları yırtan gol olarak bilinen Metin Oktay'ın golü ise aylarca bakım görmeyen çürük ağlar sayesinde konu edilmiş olduğu Dr. Rüştü Dağlaroğlu tarafından kitapta özellikle belirtilmiş.

Finalin ikinci ayağı 14 Haziran 1959'da İnönü stadında, yine rekor olarak tarihe gecen 26.533 biletli seyircinin 355.866 lira ödediği maçta oynanmış. Fenerbahçe dört gün önce aşırı sertliğe göz yumduğu ve etki altında kalarak kararları değiştirerek maçı çığrından çıkardığını iddia ederek hakemin değişmesini istemiş, bu istek Federasyon tarafından kabul görmüş ve maça İtalyan hakem Francesca Liverani'yi atamış.

Maça ; Özcan - Saracettin, Basri, Naci (Kaptan) - Osman, Avni, Lefter, Şeref, Yüksel - Can ve Niyazi on biri ile maça başlamış. Baştan sona üstün bir futbol sergileyerek maçı 9, 44, 70, 72. dakikalarda Yüksel, Naci, Mustafa ve Şeref'in golleri ile 4-0 kazanarak rakibini surklase ederek ilk Türkiye 1. ligi şampiyonluğunu ilan etmiş. 160. ezeli rekabet maçında rakibini farklı yenen Fenerbahçe kupasını federasyon başkanı Faik Gökay'dan almış ve şampiyonluk turu atmış.

1959-60 Türkiye 1.Ligi ;

Türkiye liglerinin ikincisi 16 Ağustos 1959 pazar günü başlamış. İlk maçta Fenerbahçe Feriköy'ü 2-1 yenmiş. 38 maçta Şeref 36 maçta forma başarısı göstermiş. Atılan 88 golün 17'sini Lefter kaydederken kalede 17 gol görmüş ve ligi 60 puanla Beşiktaş'ın ardından 2. olmuş. 3.lüğü ise 58 puan alan Galatasaray almış.

Fenerbahçe ilk kez katıldığı Avrupa Şampiyon kulüpleri kupasının ilk turunda Macaristan şampiyonu Csepel'i Budapeşte'de elemiş, 2.turda Fransa şampiyonunu Paris-Soir gazetesine özel baskı yaptıran 2-1'lik sonuçla elemiş. 3.Turda ise Fenerbahçe elenmiş. Ligde şampiyonluğu kaybetmenin sebepleri arasında; Primi azaltmak, kamplarının kaldırılması, ve bu kararlara itiraz eden Genel Kaptan İsmet Uluğ'un istifası daha sonra Molnar'ın istifaya zorlanarak istifa etmesi gösterilmiş.
Devam Et 0 Yorum

GALATASARAY TARİHİ

18/8/2008"

Galatasaray Tarihçesi

 

Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve gene öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki koparılmaz bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır. Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II. Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadırlar. Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencileri sportif açıdan geliştirirken, onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Yıl 1870'tir. Bu etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" verilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur. Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GSL'nde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol GSL' nin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür. 1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James Lafontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GSL öğrencilerini hem ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.

Türk olmayan takımları yenmek

Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır: "1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata beyin dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil...gibi gençlerdi. Mektepde tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakda mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken, domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana hepimizden fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı.
Maksadımız İngilizler gibi toplu bir halde oynamak, bir renge ve bir isme malik olmak ve Türk olmayan takımları yenmek.

Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştır. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan "Galata Sarayı efendileri"diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine kurucular da ismi benimserler ve "Adımız Galata Sarayı olsun" derler.

Ali Sami Yen Fotoğrafı



Şanlı Kurucularımız

1905'ten 1919'a kadar Galatasaray Spor Kulübü'ne Başkanlık yapan, mektebin 889 numaralı öğrencisi Ali Sami Yen, inci gibi elyazısıyla tuttuğu Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ıhsaiyet Defteri'nin (Sayım-İstatistik Defteri) 181 ve 182. sayfalarında kurucu 13 üyeyi şöyle sıralar: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülend Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-B. Nikolof; 6-Milo Bakiş; 7-Pol Bakiş; 8-Bekir Sıtkı Bircan; 9-Tahsin Nahit; 10-Reşat Şirvanizade; 11-Hüseyin Hüsnü; 12-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 13-Abidin Daver. 1905'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazandı. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış ve 1 Eylül 1913'te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir. Kurucu üyelerin yeni sıralaması şöyle gerçekleşmiştir: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülend Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-Bekir Sıtkı Bircan; 6-Reşat Şirvanizade; 7-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 8-Abidin Daver.

gs resmi

Sarı - Kırmızı Nerden Geldi?

Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyaz'dır. Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardır. Bu nedenle, sarı-siyah renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen'den dinleyelim: "Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu." Buna karşılık kuruculardan Bekir Sıtkı, söz konusu renklerin Gül Baba'nın II.Beyazıt'a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürer.
Devam Et 0 Yorum

BEŞİKTAŞ TARİHİ

18/8/2008"

Beşiktaş Tarihi

1902 sonbaharında Beşiktaş Serencebey Mahallesi'nde o zamanın Medine Muhafızı olan Osman Paşa'nın konağının bahçesinde, başta Osman Paşa'nın oğulları Mehmet Şamil ve Hüseyin Bereket ile mahellenin gençlerinden Ahmet Fetgeri, Mehmet Ali Fetgeri, Nazımnazif, Cemil Feti ve Şevket Bey'ler olmak üzere 22 kişilik grup haftanın bazı günlerinde toplanıp jimnastik hareketleri yapmaktaydılar. Barfiks, paralel, güreş, halter, aletli ve aletsiz jimnastik, ilgilendikleri ilk spor branşlarıydı. O sıralarda siyasi hareketler dolayısıyla her türlü toplanmadan ürkerek hafiyeler dolaştıran 2. Abdülhamit'in adamları Serencebey'deki bu toplanmaları haber alınca, spor yapan gençler bir baskınla karakola götürüldü. Bu sporcu gençlerin bir kısmının saray erkanına yakın olması, ayrıca o dönemlerde kötü gözle bakılan futbol oynamadıkları ve sadece beden hareketleri yaptıklarını belirtmeleriyle gergin durum yumuşadı. Hatta saray çevresinden Şeyhzade Abdülhalim bu sporcuları destekledi ve sık sık antrenmanları seyretmeye başladı.

Ünlü boksör ve güreşçi Kenan Bey de antrenmanlara gelerek güreş ve boks hareketleri göstermeye başladı. 1903 Mart'ında ise özel bir izinle Bereket Jimnastik Kulübü kuruldu. 1908'de Meşrutiyet'in ilanıyla sportif hareketler biraz daha serbestlik kazandı. 31 Mart 1909'daki siyasi olaylardan sonra Edirne'de bulunan Fuat Balkan ve Mazhar Kazancı, Hareket Ordusu ile İstanbul'a geldi. Siyasi olaylar yatıştıktan sonra iyi bir eskrim hocası olan Fuat Balkan ile başta güreş ve halter sporlarını yapan Mazhar Kazancı, Serencebey'de jimnastik yapan gençleri bularak birlikte spor yapma fikrini kabul ettirdi. Fuat Balkan, Ihlamur'daki evinin altındaki yeri kulüp merkezi yaptı ve Bereket Jimnastik Kulübü'nün adı Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü olarak değiştirildi. Böylece jimnastik, güreş, boks, eskrim ve atletizmin ön planda tutulduğu güçlü bir spor kulübü meydana geldi. Fuat Bey'in arkadaşları Refik ve Şerafettin Bey'ler de iyi birer eskrimciydi.

Bu arada Beyoğlu Mutasarrıfı Muhittin Bey'in teşvikiyle Beşiktaş Osmanlı Jimnastik Kulübü 13 Ocak 1910 tarihinde tescil edilen ilk Türk spor kulübü oldu.

Semtin gençlerinin bu spor kulübüne ilgisi büyüdü ve spor yapan üyelerin sayısı bir anda 150'ye yükseldi. Kulübün merkezi de Ihlamur'dan Akaretler'de 49 numaralı binaya taşındı. Bir süre sonra bu bina da küçük gelince yine Akaretler'de 84 numaralı binaya geçildi. Bu binanın arkasındaki bahçe de bir spor sahası haline getirildi.

BEŞİKTAŞ'IN RENKLERİ VE ARMASI

Beşiktaş'ın ilk arması bugünkünün aynısı, ancak eski Türkçe harflerleydi. Dikey şeklinde üç kırmızı, iki beyaz çubuğun üstünde "BJK" harfleri, ortada yukarı bakan Türk bayrağı, altında da kuruluş yılı Rumi takvimle 1319 olarak (yani 1319+584=1903) olarak açıkça belirtilmekteydi. Kırmızı-Beyaz olan renkler Balkan Savaşı'nın kaybedilmesinden sonra tekrar Balkan topraklarının Türkiye'ye katılacağı tarihe kadar olmak üzere Siyah-Beyaz'a çevrildi.

BEŞİKTAŞ VE FUTBOL

Kulübün faaliyetlerini hızlandırdığı ilk dönemde futbol gölgede kalmışsa da 1910'ların sonundan itibaren kulüpteki atlet ve jimnastikçiler futbola daha fazla ilgi duyup kendi aralarında maçlar yapmaya başladılar. O yıllarda gençliğin ilgisi futbola kaymak üzereydi ve Beşiktaş Kulübü'nün az ilerisinde Valideçeşme ve Basiret gibi iki güçlü futbol takımı kurulmuştu. 1911 Ağustos'unda Valideçeşme futbol takımının başkanı ve kurucusu olan Ahmet Şerafettin (Şeref Bey) futbolcularıyla Beşiktaş Kulübü'ne katıldı. Bir müddet sonra Basiret Kulübü de Beşiktaş'a katıldı. Böylece futbol Beşiktaş'ta bir anda 1 numaralı spor olmaya başladı. Ancak Balkan Savaşı'nın ardından Dünya Savaşı'nın da başlamasıyla Beşiktaş'ın sporcuları cephelere koştu ve spor faaliyetleri yok denecek duruma geldi.

SAVAŞ YILLARI

Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle sağ kalan sporcular semte ve kulübe dönmeye başladı. Futbol Şubesi'nin kurucusu Şeref Bey de Romanya cephesinden geri döndü. İstanbul'da düşman işgalinin olduğu yıllarda çeşitli sıkıntılar çekildi. Daha önce bir kilisenin binasına taşınan kulüp malzemelerinin bir kısmı Rumlar'ın elinde yağma olmaktan kurtarılıp Akaretler'de başka bir binaya nakledildi. Bir taraftan düşmanla yapılan Milli Mücadele'ye yardım edildi. Diğer taraftan da futbol takımı Şeref Bey tarafından tekrar güçlü hale getirildi.

YENİ LİG KURULDU

O tarihlerde cuma günleri oynanan İstanbul Ligi'nde Fenerbahçe, Galatasaray, Altınordu, Süleymaniye, İdman Yurdu gibi takımlar bulunuyordu. Beşiktaş 1920'lerin öncesinde iki ezeli rakibiyle karşılaşmamışsa da Süleymaniye ve İdman Yurdu'nu mağlup etmiş bir takımdı. 1919'da Beşiktaş ve diğer kulüplerin lige katılma isteği Lig Tertip Komitesi tarafından uzun bir süre bekletildikten sonra kabul edilmedi. Pazar günleri de azınlık takımları Pera, Araks, Maccabi, Stella, Strugglers'in yer aldığı Pazar Ligi maçları oynanıyordu. Şeref Bey, Beşiktaş gibi cuma ligine alınmak istemeyen takımların idarecileriyle Türk İdman Birliği Ligi adı altında bir lig kurdu. Çekilen kurada 10 takım A Grubu'nda Beşiktaş, Hilal, Kumkapı, Altınörs ve Türkgücü, B Grubu'nda da Darüşşafaka, Vefa, Üsküdar, Beylerbeyi ve Haliç şeklinde yer aldı.

İLK YILDA İLK ŞAMPİYONLUK

Grubunda bütün maçlarını kazanan Beşiktaş finalde diğer grubun birincisi Darüşşafaka ile karşı karşıya geldi. 23 Temmuz 1920'de oynanan bu maçı Siyah-Beyazlılar 2-1 kazanarak tarihlerindeki ilk şampiyonluğu elde ettiler.

Devam Et 0 Yorum

MARDİNSPORUN TARİHÇESİ

18/8/2008"

                            

 

Mardin’de ilk spor klübü 1924 ila 1926 yılları arasında faaliyet gösteren ve daha sonra adı Gençlik Spor Klübü olarak değiştirilen Bisikletspor Klübü kurulmuştur.

1935 yılında Kırmızı-Lacivert renklerle Jandarmagücüspor, 1950 yılında Siyah-Beyaz renklerle Dumlupınarspor diğer adıyla Şevrespor (Takımda oynayanların yaş ortalaması nın yüksek olması ve hepsinin bıyıklı olması, Arapça’da bıyığın Şevrep anlamında olması nedeniyle) takımı kuruldu. 1956 yılında Sarı-Lacivert renklerle Kalespor diğer adıyla (Timurspor) takımı, 1958 yılında Kırmızı-Beyaz renklerle Yıldızspor (şimdiki adıyla Cudispor) ve 1960 yılında Lacivert-Kırmızı renklerle Mezopotamyaspor ve daha sonraki yıllarda değişik tarihlerde Sağlıkspor ve Y.S.E Spor takımları kuruldu.

1969 yılında şu anda aralarında ebediyete göçmüş isimlerin aralarında bulunduğu kurucu üyeler A. Vahap SARACOĞLU, Davut DİNÇEL, Adil ÖZOMAY, Fuat MUNGAN, Salih AKALP, Ferhan ÇAĞATAY, Orhan PAMUKÇU, Hamit HAMZAOĞLU, E. Zeki YILDIZ ve Bedii AYANOĞLU’nun girişimleri ile Kalespor diğer adıyla Timurspor, Mezopotamyaspor ve Gençlik ve spor takımlarının birleştirilmesi ile Mardinspor Klübü kuruldu. Mardinspor’un amblemini Mardin Kalesi ve yüzyıllardır birarada kardeşçe yaşayan Müslümanların ibadet yeri Camii ve Süryanilerin ibadet yeri olan Kilisedir. Takımın rengi ise Lacivert rengi birleşen takımların ortak rengi olduğu için bırakılmış, Kırmızı ise uyum için kabul edilmiştir.
Takımın ilk klüp başkanı A. Vahap SARACOĞLU ve Dr. Edip ERDOLU’dur. Daha sonraki yıllarda Edip Servet DEVRİMCİ, Aziz BARAN, Nezir DEVRİMCİ, Cemal SİNCAR, Necmi DEMİR, Mehmet KOZIKOĞLU, Muammer BEŞER, Murtaza NURDAĞ, Nedim KAYA, Semih ÇABUK (HOCAOĞLU), Abdullah ALTINTAŞ, Metin PAMUKÇU, Ferhan ADEMHAN, Cengiz BİNGÜL ve halen başkanlığını yapmakta olan Süleyman BÖLÜNMEZ gibi değerli ve saygın insanlar klüp başkanlığı yapmışlardır. Takımın ilk hocalığını Bedii AYANOĞLU ve Hanna ÇİLLİ beraber yapmışlardır. İlk profesyonel teknik direktörlüğünü Turan AĞILDAY yapmıştır. Daha sonraki dönemlerde Abdullah MATAY, Erdoğan GÜRHAN, Köksal MESTÇİ, Şeyhmus ERASLAN, Çetin GÜLER, Selahattin ÜNLÜ (ARIN), Halis RENÇBER, Behzat ÇİÇEK, Metin CANTAY, Uğur YILDIRIM, Oğuz EMİROĞLU, Zafer GÜLER, Suat DEMİR, Muammer AYGÜL, Celal GENÇ, Turan YURDAKUL, Orhan KAPUCU, Turgut DEMİRTAŞ, Doğan AĞALDAY, Sabahattin BOZASLAN, İlker TOLON, Cevdet UZUNKÖPRÜ, Mustafa CEVİZ, Vedat BAYKALE, Rafet İYEM, Mesut DEMİR (DEMİROVİÇ), Nasır BELCİ ve şu anda takımın başında bulunan M. Fatih ZAMBAK gibi değerli teknik direktörler Mardinspor’da değişik tarihlerde görev yapmışlardır. Ayrıca şu anda takımda antrenörlük görevini yapmakta olan Şekip ELİK hem kayyam heyet başkanlığını hem de takımda devre boşluklarında hocalık görevini yapmıştır.

Mardinspor kurulduktan sonra kurucu üyelerin dönemin spor bakanı Gaziantep’li Milletvekili Kamil OCAK’ın müracatları sonucu yine Gaziantep’li Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref APAK’a başvuruları üzerine (Gaziantep Kamil Ocak Stadının inşaatta olduğu dönemlerde) bölgemizden Mardinspor ve Gaziantepspor takımları Türkiye 2 inci profesyonel ligine terfi ettirilmişlerdir.

Takımın ilk dış transferleri Hopaspor’dan Engin (Nano) bir yıllık cezası nedeniyle top oynayamadan takımda bir sezon çalıştırıcılık görevi yapmıştır. Gaziantepspor’dan Kaleci M. Ali, Diyarbakırspor’dan Mehmet ÇİÇEK ve Mehmet EGELİ ve Lüleburgazspor’dan Kaan’dır. Geriye kalan futbolcuların tamamı yerli olup adları ve lakapları şöyleydi;
Takım Kaptanı Hanna (Bilek kıran) , Necip TÜLAY (Nıco) , Ali KUMAÇ (Çalım Ali), Mahmut GÖKÇEOĞLU (Mıho), Kerim (Kermo Makso), Davut (Tivist), Sait (Tren), Bedir (Şaşo), Münir ve Ferit (Fırre), Suphi ve Celal (Kriko), İbrahim (Harara), Cemil (Sem’o), B. Mehmet (Çiçek), K. Mehmet (Egeli), Dicle (Dico), Suphi GÜL (Kımme), Enver (Kumando), B. Suphi (Çolak), K. Suphi (Çilli), Metin (Mışmış), Münir (Hındo), B. Münir (Dıbbo), Bedii (Akraa), Zeki (Cımmo), Fahri (Dikke), Temir (Borfe), Abdulrezzak Özdener, Sıraç (Haddub) ve Veysi (Bala)’dan oluşmaktaydı.

Mardinspor 1970 –71 Sezonunda 2 nci lige terfi ettikten sonra 1971-72 sezonu sonunda amatöre küme düşmüştür. 1973-74 sezonunda tekrar terfi maçlarında başarılı bir grafik çizerek 2 inci lige çıkmıştır. Ancak 1975-76 sezonu sonunda amatör kümeye 2 inci sefer düşmüştür. Bu arada amatör ligde mücadele etmekte iken Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 100 üncü doğum yılı nedeniyle 1980 –81 yılında kurulmakta olan 3 üncü Türkiye ligine ve daha önceleri 2 inci ligde mücadele edip takımı bulunmayan Mardinspor , Çanakkalespor ve Ankara Sanayii Barbarosspor federasyonu kararı ile 3 üncü lige terfi ettirildiler. 1982-83 sezonu sonunda grubunda şampiyon olan Mardinspor tekrar 2 inci lige çıktı. 1983-84 sezonunda Türkiye Kupası çeyrek finalindeTrabzonspor ile eşleşen Mardinspor ilk maçı 1-0 ikinci maçı 5-1 kaybederek elenmiştir. 1984-85 sezonu sonunda 3 üncü lige düşen takım 1987-88 sezonu sonunda bir daha şampiyon olarak 2 inci lige çıkmıştır. Ancak sezon sonunda bazı entrikalar sonunda takım küme düşürüldü. 3 üncü ligde mücadele etmekte iken 1993-94 sezonu sonunda 3 üncü ligden amatör küme düşmüştür. 1994-95 sezonu sonunda grup maçlarında şampiyon olmuş ve tekrar 3 üncü lige çıkmıştır. 3 üncü ligde uzun aradan sonra 1998-99 sezonunda ilk 3 üncü sıraya girdiğinden Kuşadasın’nda yapılmakta olan Play-off maçlarına katılmış olup, ilk maçta Doğubeyazıt’ı yenerek final maçında Düzcespor’a yenilip 2 inci lige çıkma şansını kaybetmiştir. 1990-2000 sezonu sonunda tekrar lig sonunda ilk 3 sıraya girdiğinden yine Kuşadası’nda yapılmakta olan Play-off maçlarına gitmiş ancak bu sefer ilk maçta Akçaabatsebatspor’a yenilerek tekrar 2. lige çıkma şansını yaklayamamıştır. 2000-2001 sezonunda her gruptan 3 takımın 2 inci lige alındığı sene Mardinspor grubunda şampiyon olarak 2 inci lige çıkmıştır.

 

Devam Et 0 Yorum

Kayserispor Tarihçesi

16/8/2008"



                                                    


TARİHÇE


KURULUŞ ÖYKÜSÜ VE KISA TARİHİ


Başbakanı Adnan Menderes ve Kayseri Belediye Başkanı Osman Kavuncu tarafından ortaya atılmıştır.
Kayseri’de Stadyum yapılmıştı ama liglerden temsil eden profesyonel bir takımı yoktu. Taraftarlar Kayseri’de oynanan Amatör Küme Maçlarını heyecanla takip ediyorlardı. Kayseri’yi Türkiye Şampiyonalarında Demirspor, Şekerspor, Sümerspor, Karagücü , Havagücü gibi Kayseri’nin köklü takımları temsil etmekte idi. Bu takımların yer yer başarılı sonuçlar almasına rağmen, Bu başarılar Kayseri Kamuoyunu tam olarak tatmin etmiyordu. Kısaca Kayseri’yi tam anlamda Türkiye genelinde temsil edilemiyordu. Bu da Kayseri için bir noksanlıktı.
Zamanın Futbol Federasyon Başkanı Orhan Şefik APAK, 1965 yılında Futbolu Türkiye geneline yaymaya çalışmak için büyük bir kampanya başlattı. Her ilden en az iki amatör takımın birleşmesi ile Şehrin ismini taşıyan bir takım kurmaları halın de o il Türkiye 2.ligine şartlar uygunsa almaya çalışıyordu. Anadolu’da bir çok şehir bunun üzerine Şehrin ismini taşıyan bir çok takım kurdular ve liglere müracaat ettiler. Kayseri’nin ileri gelenleri Türkiye genelinde bu kampanyaya müracaat etmek için Kayseri ismini taşıyan bir takım kurmak için çalışmalara başlatıldı.
Bir çok kere bir araya gelen Kayseri’nin ileri gelenleri bir netice alamadı. 1966 yılına kadar bir çok takım liglere müracaat ettiler ve direkt olarak 2.ligde oynamaya başladılar. Takım sayınısın artması ile diğer takımları yeni kurmayı düşündükleri 3.lige alacaklarını TFF duyurdu. Bunun üzerine Kayserispor’un kuruluş işlemlerine hız verildi.
1966 Yılının Haziran ayına gelindiğinde halen işlemler neticelendirilememişti. Şehrimizin spor otoriterlerinden Merhum Necdet Soner ile Rauf Işıldar Zamanın Bölge Müdürü ibrahim Bamyacıoğlu’nu ziyaret ederler. Necdet Soner 150 Bin nüfuslu kentimizden söz ederek ikinci profesyonel ligde oynayacak kulübün kurulması Bamyacıoğlu’na açarak fikrini sorarlar. Spora gönül vermiş Bamyacıoğlu arkadaşlarına Napolyonun "Para Para Para" sözünü tekrarlar. "Profesyonel kulüplerin maddiyatla yaşayabileceğini bununda şimdilik mümkün olmayacağını imkan sağlanırsa memnun olacağını " söyler.
Necdet Soner ve Rauf Işıldar birkaç gün sonra tekrar buluşurlar. Kayseri Sosyal faaliyetlerin her zaman destekçisi olan ve Kayseri’lilerin Kurmuş olduğu İşçi Kredi Bankası Genel Müdürü Rifat Gönen’e giderler. Spora da eğilmesini böyle bir kulübün kurulmasında öncü olması için ricada bulunurlar. Rıfat Gönen maddi olanağın Spor sever Kayseri’lilerden temin edilebileceğini kendisine düşen görevi seve seve yapabileceğini vaad eder.
Bu görüşmeden sonra Kayseri’nin ileri gelenleri Şeker Fabrikasında kuruluş toplantısını yaparlar. Bu toplantıda Erciyesspor, Sanayispor ve Ortaanadoluspor kulüplerinin birleşmesi kararlaştırıldı. Çeşitli kulüplerimizin tüzüklerinin temini için mektuplar yazılır. Daha önce Eskişehir’de Vali Muavini olan Osman Gümrükçüoğlu Eskişehir’e giderek Eskişehirspor’un tüzüğünü getirdi. Tüzük komisyonunda Eskişehirspor ve Fenerbahçe’nin tüzükleri incelettirildi. Eskişehirspor’un tüzüğü bünyemize uydurularak Mücahit Pekçetinkaya tarafından daktilo edildi. Şehrin ileri gelenleri bir araya gelerek bir genel kurul düzenlenir. Bu Genel Kurulda yapılarak, 01 Temmuz 1966 tarihinde KAYSERİSPOR’un kurulun kuruluş işlemi resmiyette tamamlanmış olur. Forma rengi ise Lav edilen ERCİYESSPOR’un renkleri olan SARI - KIRMIZI oybirliği ile kabul edilir. Kulübün arması da, Mavi renkler ile ERCİYES DAĞI altında ise Sarı zeminde Kırmızı K ve Kırmızı Zeminde Sarı S harfi altında ise 1966 yılı yazmaktadır. İsmi Logosu ve Forma rengi kabul edildikten sonra Bir dilekçe ile Beden Terbiyesi Bölge Başkanlığı kanalı ile Ankara Genel Müdürlüğüne gönderilir. Zamanın Futbol Federasyon başkanı Merhum Şeref Apak geç kalındığından ikinci lige alınamayacağımız cevabını bölgeye gönderir.
Bu cevap Kayseri’de adeta bomba etkisi yapar. Bunun üzerine şehrin eleri gelenleri tekrar bir araya gelerek toplantı üstüne toplantı yaparlar. Toplantıya katılanlar biliyorlardı ki bu birlikteliği bir daha sağlayamayacaklarından bu fırsatı kaçırmak istemiyorlardı.
Yine bu toplantıların birinde Necdet Soner Tayyare Fabrikasına (Hava İkmal Bakım Merkezi) İbrahim Bamyacıoğlu ve Rauf Işıldar’ı öğle yemeğine davet eder. Yemekte sportif sohbet esnasında; Orhan Şefik Apak’a Bölge Müdürü İbrahim Bamyacıoğlu’nun mektup yazması istenir. Stadyumu ve şehir gezmesini ve Kayserispor’un liglere alınmasın ısrarla ister. Sayın Bamyacıoğlu’nun Genel Müdürlüğe yazdığı mektup üzerine Türk Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Beyin telefonla Kayseri’ye geleceğini duyurur.
Bunun üzerine Kayseri’in ileri gelenleri Orhan Şefik Apak’ı havaalanında karşılarlar. Havaalanından doğrucu Stadyuma götürerek tesisleri gösteriler. Tesisleri seven Apak Kayseri’nin İkinci lige alındığını müjdeler.
Bu söz üzerine hareke geçen spor otoriterlerimizden Necdet Soner, Rauf Işıldar, Aydemir Doğan birlikte İşçi Kredi Bankası Müdürü Rifat Gönen’e giderek kolları sıvamasını isterler. Rifat bey bir çırpıda 65 Bin lira toplar. İlk önce takımı çalıştıracak Hocayı getirmekle başlayacaklarını, uygun olarak ta Turhal’da antrenörlük yapan Kayseri’li ve Eski Erciyesspor’lu oyuncularından Erdoğan Gürhan ile görüşmek için Rifat Gönen’den 15 Bin lira alarak Hocayı getirmeye giderler. Turhal’da bulamayınca Ankara’ya geçerek Erdoğan Gürhan ile görüşme yaparlar ve 1500 TL ’ye Teknik Direktör olarak anlaşırlar. Erdoğan Gürhan’ı alıp Kayseri’ye gelirler.
Şaban Cenkci, Rauf Işıldar, M.Necdet Soner, Seyfi Gözübüyük, Aydemir Doğan, Şevki Karamete’den kurulu transfer komitesi sporcu aramaya çıkarlar. Kulübün iskeleti olan Erciyesspor’lu ve Sanayspor’lu sporcular yanında 4-5 lira transfer ücreti ile 15 sporcu alınır. Sporcuların aylıklarının ödenmesi içinde Şeker Fabrikası 5 sporcuya, Sümer Fabrikası 4 sporcuya ve Pancar Kooperatifi ise 2 sporcuya aylıklarının ödenmesi için istihdam edilir. İlk futbolcu transferini ise Kaleci Muharrem ile yaptılar. Kaleci Muharrem Kayserispor’un ilk transfer edilen futbolcusu olarak tarihi geçti. Daha sonra Yeşildirekspor’dan Oktay ve Zeki’yi transferleri gerçekleşti. Kayseri Demirspor’dan İsmet, Erciyesspor’dan Rahmetli Oktay Aktan (Aynı zamanda Kayserispor’un ilk Kaptanı oldu.) ve Mustafa transfer edildi. Kayseri Amatör Kümede oynayan bir çok futbolcu profesyonel yapılarak Kayserispor’un Kadrosu oluşturulmuş oldu. 1966-1967 sezonundu 2.Lig kırmızı grupta maçlarına başladı. İlk Maçı Kayseri’de Ankara Toprakspor ile oynadı. Bu maçı Yener’in 17.Dakikada attığı gol ile 1-0 galip geldik. Bu gol Kayserispor’un ilk golü olarak tarihi geçti. Kayserispor ilk sezon şu 11 ile oynadı. 1- Muharrem, 2- İlhan, 3- Oktay, 4- Şevki, 5- Nejat, 6- Erdoğan, 7- Orhan 8- Yener, 9- İsmet, 10- Numan ve 11 Celal onbiri ile mücadele etti. İlk sezon olan 1966-1967 sezonunda 16 takımlı ligde Kayserispor 30 Maçta 9 galibiyet, 9 Beraberlik ve 12 mağlubiyet aldı. 21 gole karşılık kalemizde 33 gol yedik. Toplamış olduğumuz 27 puan ile ligi 10.sırada tamamladık.
1972-1973 Sezonunda Trabzonspor’un önünde ligi Şampiyon tamamlayarak Türkiye 1.ligine çıktık. 2 sezon ligde mücadele ettikten sonra 1974-1975 sezonunda ligi son sırada tamamlayarak 2.Türkiye ligine düştük. İleriki sezonlarda 1978-1979 sezonuna kadar 2.ligde başa oynadık. 1978-1979 sezonunda Gaziantepspor’un ardında ligi 2.sırada bitirdik. Arjantinde 1978 Dünya Kupası oynanmış ve yeni bir oyun düzeni ile mücüdele eden Hollanda’nın TOTAL futbol denen oyun sistemini Kayserispor Teknik Direktörü Tamer Kaptan Kayserispor’da uyguladı. Ligin bitiminde 66 gol atarak Avrupa’nın Liverpool’den sonra sezonun en fazla gol atan 2.takımı olarak tarihe geçtik. Statü gereği Beyaz grup ikincisi olan Ankaragücü ile İzmir’de karşı karşıya gelmemiz gerekiyordu. TRT’nin Televizyondan Naklen yayınladığ İzmir’deki bu maçı Kayserispor 3-0 kazanarak 2.defa 1.lige çıktık. Yine aynı sezon Türkiye Kupasında Galatasaray ile eşleştik. Çeyrek Finalde İstanbuldaki ilk maçı Yılmaz Yavman’ın 59.dakika attığı gol ile 1-0 yendik. Galatasaray’lı yöneticiler bunun bir kaza olduğunu ve Kayserispor’u eleyeceklerini belirttiler. 2.maç ise 0-0 berabere bitti ve Kayserispor tarihinde ilk defa Türkiye Kupasında Yarı final oynadı. Yarı finalde Kayseri’de Adana Demirspor’a 2-0 yenildik. İkinci maç ise Adana’da 0-0 berabere bitti. 1978-1979 sezonu Kayserispor için çok önemli bir sezonda Tesisleşmeyi yapmış ve 1.ligde o tarihte Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın dahi tesisleri bulunmazken harika bir tesis kazandırılmıştı. 1979-1980 sezonunda başarılı olamayarak 15.olarak yine küme düştük.
1984-1985 sezonunda Konyaspor’un önünde tekrar 3.defa 1.lige şampiyon olarak çıktık. Yine aynı hatalar yapılmış ve yanlış transfer politikaları ile 1985-1986 sezonunda son sıraya alarak küme düştük. Yalnız bu düşüş gerçekten çok kötü günlerin geldiğinin habercisi idi. 1986-1987 sezonunda şampiyonluğu Adana Demirspor’a kaptıran Kayserispor kadroyu bozdu. Dönülmez bir hata ile karşı karşıya kaldı. 1987-1988 sezonunda ligi güç bela 7.sırada tamamladı. Takım tamamen gençleştirilmiş ve tecrübesiz bir takım meydana gelmişti. 1988-1989 sezonunda yine hatalar yapıldı. Geçen sezon ligi 7.sırada bitiren takım dağıtıldı. Özkeş ve Recep Aydınspor’a Rıdvan Çeçen Kahramanmaraşspor’a gönderilmiş. Tecrübeli olarak Kaptan Orhan Naci Akyüz ve Mustafa Dil kalmıştı. Bir çok oyuncu ise başka takımlara gitmişti. Bu sezon tam 8 hoca ile çalışarak kırılması zor bir rekora imza attık. Zamanın Belediye Başkanı Hüsamettin Çetinbulut’un Kayserispor’a uzak durması ve desteklememesi,beklenen sonu geciktirmedi. Ligi sonuncu sırada yer alarak Kayseri için kara bir leke olarak 3.Türkiye ligine tarihinde ilk kez düştük. 1989-90 sezonunda Gençlerbirliğinden Halil İbrahim Eren ve Hayrettin Altun transfer edildi. Buna rağmen Hatayspor’un şampiyon olduğu ligde 3.sırayı aldık. 1990-1991 sezonunda başkanlığı, Belediye Başkanı Niyazi Bahçecioğlu geldi. Büyük destekler sağlayarak iyi bir ekip dizdi. Gençlerbirliğinden Şirin, Siirt Köy Hizmetlerinden Ayhan, Antalyaspor’dan eski Gençlerbirliğinde oynamış Ateş Muammer, Sarıyerden Esat, Kırıkkalespor’dan Mustafa Çapanoğlu, Kastamonuspor’dan Necip transfer edildi. Çok rahat bir şekilde Çubukspor’un önünde ligi Şampiyon olarak 2.Türkiye ligine çıktık. 1991-1992 sezonunda Teknik Direktör olarak Nevzat Güzelırmak ile anlaşıldı. Transferler ses getirmeye başladı. Geçen sezon forma giyen Muammer ile anlaşıldı. Beşiktaş’tan Milli Kaleci Fatih Uraz, Bursaspor’dan Beyhan Çalışkan, Fenerbahçe’den Önder, Eskişehirspor’dan Nasır ve Metin gibi oyuncular transfer edildi. Sezon arasında kamp dönüşü gelen trafik kazası haberi ile şehir adeta yıkıldı. Kayserispor Antrönerlerinden Metin Parlaroğlu, Metin ve Nasır hayatlarını kaybettiler. Bu oyuncuların Yerine Galatasaray’dan Metin Yıldız ve 2 oyuncu alındı. Petrolofisi ile yapılan şampiyonluk mücadelesinde tarihi bir puan farkı ile Şampiyon olarak Türkiye 1. ligine 4.defa çıktık. Bu sefer hata yapılmamalı idi. 1992-93 sezonunu 12., 1993-94 sezonunu 12. 1994-1995 sezonunu 11.olarak tamamladık. 1995-1996 sezonunu 17.sırada tamamlayarak küme düştük. Kadro dağıtılmadı ve rahat bir şekilde Samet Aybaba yönetimindeki takım, grubunda 1.olarak Yükselme grubuna kaldı. Karabükspor’un ardından 2.olarak tekrar 1.lige 5.yükseldik. 1997-98 sezonunda yine yanlış transfer politikası ile aynı hatalar yapıldı. Sezona çok iyi başlayan ekibimiz sonraki haftalarda şike maçlarının hortlaması ile bir anda 16.olarak 38 puanla averajla küme düştük.
1998-1999 sezonunda Yükselme Grubu 4.sü ve Antalya’daki maçlarda Y.Yozgatspor’a 1-0 yenilerek elendik. 1999-2000 sezonunda ise Yükselme grubuna çıktık. Ama bu sefer 9.sırada kaldık. 2000-2001 sezonunda ise yükselme grubunda bile çıkamadık. Klasman grubu 1.olarak Antalya’daki maçlara katıldı. Malatyaspor’a 1-0 yenilerek yarı finalde elendik. 2001-2002 seonunda liglerin statüsü değişti ve 20 takımlı 2.Lig A Kategorisi oluşturuldu. Bu ligi Kayserispor 9.sırada tamamladı. 2002-2003 sezonuna büyük umutlar ile başlayan Kayserispor Teknik Direktör olarak Celal Kıbrızlı ile sezona girdi. Rize Maçına kadar iyi götüren hoca Ardı ardına mağlubiyetler sonunda görevine son verildi. Yerine getirilen Reha Kapsal ile takım biraz toparlanır gibi olsada. Mersin ve Erzurum mağlubiyetleri Kayserispor’u hedefinden saptırdı. Sakaryaspor ve Rize beraberliği ile şampiyonluk zora sokuldu. Rize maçından sonra 3 maç saha kapatılması neticesinde Reha Kapsal’ın görevine son verildi. Yerine getirilen Mustafa Çapanoğlu son kurtarıcı olarak başarılı olamadı. Son 6 maçta 18 puan toplaması gereken Kayserispor 13 puan topladı ve ligi 59 puan ile 5.sırada tamamladı. Sezon sonunda Çapanoğlu ile yollarını ayırdı.
2003-2004 sezonuna Kayserispor Önce Yönetime Recep Mamur başkanlığa geldi. Yeni hoca olarak Levent Eriş 2003-2004 sezonu için anlaştı. 2003-2004 Sezonuna büyük ümitler ile giren Kayserispor yine aynı hüsranı yaşadı. Yanlış hoca tercihi yalnış futbolcu transferleri. Yine en kolayı seçildi ve bir çok oyuncu gönderildi. Levent Hocanın yerine Eski Fenerbahçeli Oğuz Çetin Kayserispor ile anlaştı. 5-6 transfer ile ikinci sezona başlayan Kayserispor iyi gitmesine rağmen ligin geresinde kaldığı için başarıya ulaşamadı ve ligi 55 Puan toplayarak 6.sırada tamamladı. Oğuz Çetin ile sezon sonunda yollarını ayırırken. Recep Mamur ve yönedim kurulu istifa etti
.
2004-2005 Sezonunda ise Yapılan genel kurul ile Kayserispor ismini Erciyesspor olarak değiştirdi. Kayseri'de önemli olanın takım değil Kayserispor ismi olduğu ve bu yüzden Erciyesspor'un yerine Kayserispor ismi ile devam edilmesine karar verildi.
Başkan olarak Recep Mamur seçildi. Hoca olarakta Hüsnü Özkara getirildi. Hüsnü Özkara ile 7 haftada 2 puan topladı ve bu hoca ile yollar ayrıldı. Hikmet Karaman'ın göreve gelmesi ile Kayserispor büyük bir çıkış yaptı lig sonunda Kayserispor ligde kalmayı başardı.
2005-2006 Sezonu. Recep Mamur ve ekibi göreve devam kararı aldı. Hoca olarak ise Ertuğrul Sağlam getirildi.
Kayserispor bu sezonda buyuk bir basarıya imza atarak ligi 5. bitirdi ve intertoto kupasında ülkemizi temsil etmeye hak kazandı. Sırasıyla Sopron Larissa ve Tiran'ı eleyen Kayserispor uefa kupası 1.turuna yükseldi rakibi az alkmaara orada yuksek mucadeleye karsın 3-2 yenilen ekip kayserideki macta 1-1 berabere kalmasına rağmen uefa kupasından elendi. Su andada turkıye super liginde ust sıraları parselleyen kayserispor yoluna devam etmektedir.

Devam Et 0 Yorum

Bursaspor Tarİhİ

16/8/2008"




Bursaspor Kulübünü Tanıyalım
Bursaspor Kulübü 01-06-1963 tarihinde resmen kuruldu.
Bursaspor 5 amatör kulübün birleşmesi ile kuruldu.Bu takımlar

Acarspor, Pınarspor, Çelikspor, İstiklal, Akınspor

Beş kulüp altmış bin lirası nakit kırk bin lirası teminat mektubu şeklinde olmak üzere yüz bin lira tutarında taahhütte bulunmuşlar.

03-06-2003 tarihinde Federasyon Başkanı Bursasporun ikinci milli lige alındığını açıkladı. Bursaspor müteşebbis heyeti ilk toplantısını yapmış ve müteşebbis heyet başkanlığına

Çelikspor Kulübü Başkanı Salih Kiracıbaşı ittifakla seçilmiştir. Bursaspor Yeşil Beyaz renkleri taşıması ittifakla kabul edilmiştir.Formanın göğüs kısmında beş kulübün renklerini belirten beş yıldız bulunacağı kararlaştırılmıştır.

İLKLER
Kuruluşundan sonra 2. Milli Lig ile birlikte Anadolu futboluna renk ve güç katan Bursaspor'da acı tatlı bir çok olay yaşanmıştır. Bu olaylar içinde İLK'lerin ayrı bir önemi vardır. Bursaspor'un ilk başkanı Salih Kiracıbaşı, ilk umumi kaptanı Hüseyin Saitoğlu, ilk antrenörü Muhtar Tucaltan'dır. 1963'te beş kulübün birleşmesi ile kurulan Bursaspor, o yılın yaz aylarında yaptığı hazırlık maçlarında çok kötü futbol ile çok kötü sonuçlar alınca zihinlerde " Acaba beş güzide kulübümüze yazık mı ettik? " sorusu yer almıştır. Bursaspor 2.Lig'de ilk resmi maçını 21 Eylül 1963'te İzmir Alsancak Stadı'nda İzmir Demirspor ile oynamış ve 1-0 mağlup olmuştur.




İLK YABANCI TEKNİK DİREKTOR TOMA KALOPEROVİÇ.



Avrupa'ya ilk çıkış ve Avrupa Kupa Galiplerinde ilk büyük zaferler 74-75 sezonunda yaşanmıştır. Bundan bir sezon önce Türkiye Kupası yarı finalinde Bursaspor, Beşiktaş'ı İstanbul'da K.İsmail'in golü ile 1-0 yenerek finale kalmış ve son maçta Fenerbahçe'ye farklı yenilerek kupayı kaybetmesine rağmen rakibinin lig şampiyonluğu nedeni ile Türkiye'yi temsil etme hakkını elde etmiştir. Böylece Tirilye'li K. İsmail Bursaspor'a ilk defa Avrupa kapılarını açan futbolcu olmuştur. O günlerde teknik adam Mustafa Ertan idi. Bursaspor, Avrupa Kupa Galiplerinde ilk maçını 1974'de Bursa'da İrlanda'nın Fin Harps takımı ile yaptı. Göğsüne ilk defa ay-yıldız takan yeşil-beyazlılar Ali, Turan (2) ve Sinan'ın golleri ile rakibini 4-2 yenerken Kupa Galiplerinde ilk maçta ilk galibiyeti elde etmiş oldular. Bu arada Ali, Bursaspor'un Avrupa Kupalarında ilk golünü atan futbolcusu oluyordu.




KUPA BİZİM (1985 / 1986).



Cavit Çağlar'ın başkan, Toma Kaloperoviç'in teknik adam olarak görev yaptığıbu sezonda finali Bursa'da 28 Mayıs 1986'da Altay ile oynayan Bursaspor rahmetli Tulipan ve Beyhan'ın golleri ile 2-0 galip geldi. Bursa'ya ilk kupayı kazandıran kadro ise şöyleydi : Eser, Taygun, Kerekes, Erdinç, Salih, Sedat 3, Beyhan, Yalçın, Hamit, Kadir, Tulipan, B.Taner, Gürsel.




AY-YILDIZLI İLK FORMAYI GİYEN KADRO.



Selahattin Kaya'nın başkan, Abdullah Gegiç'in teknik adam olarak görev yaptığı Bursaspor'da Avrupa Kupalarında mücadeleye çıkan kadroda şu futbolcular vardı: Rasim, Kemal, İhsan, Gürol, Orhan, Vahit, Çeki, Sinan, Sedat 2, K.İsmail, Ali, Turan. Bursaspor ikinci turda İskoçya'nın ünlü Dundee United takımını 0-0 ve 1-0'lık sonuçlarla eleyerek Bursa ve Türkiye'yi sevinç gözyaşlarına boğdu. Vahit'in Bursa'daki maçta attığı gol, Bursaspor tarihinin en büyük ve muhteşem golüydü. Üçüncü turda Dinamo Kiev'e yenilen ve elenen Bursaspor Kupa Galipleri'nde 5. olurken tarihinde ilk defa Avrupa Şampiyonu ile oynamıştı. Birinci Türkiye Liginde en iyi derece 79/80 sezonunda alındı. Beşiktaş ve Galatasaray'ın alt sıralarda yer aldığı bu sezonu yeşil-beyazlılar dördüncü sırada bitirdi. Dönemin başkanı Süleyman Kurtçu, teknik adam ise Muhtar Tucaltan idi. Birinci ligde ilk küme düşüş, 1986'da oldu. Bursaspor, Kupa Şampiyonluğunu elde ettiğinden statü gereği 2. Lige gitmekten kurtuldu. Ancak 1 sezon sonra 1987'de yine düştü. Puan savaşını kaybeden Bursaspor'da Kadri Şankaya başkan, Ömeragiç teknik adam olarak görev yapıyordu. Bu defa kaçış yoktu ve Bursaspor resmen 2. Ligdeydi. 1987-88 sezonunda, yani 2. Lige Orhan Özselek başkanlığında, Nevzat Güzelırmak yönetiminde girdik. Özselek, Başkanlığa seçilen ilk futbolcuydu.




İLK FUTBOLCU BAŞKAN ORHAN ÖZSELEK.



Özselek yönetiminin ilk icraatı ise mahkeme kararı ile ligleri durdurmak ve Bursaspor'u tekrar 1. Lige çıkarmak oldu. 2. ligde tek maçlık misafirlik yaşayan Bursaspor, bu defa puan değil, hukuk savaşı ile 1. Ligdeydi. Bursaspor'un Milli Takıma çağrılan ilk futbolcusu Mesut Şen olmuştur. 1965-66 sezonunda yeşil-beyazlılar 2. Ligde iken Milli Takıma yükselme başarısı gösteren efsane futbolcu Mesut Şen, 1962 yılında Galatasaray genç takımından, Akınspor'a 50 Liraya transfer olmuştur. 1963 yılındaki birleşmeden sonra Bursaspor forması giymeye başlayan Mesut, arka arkaya 7 rakip oyuncuya çalım atıp gole ulaşan, Türkiye'nin tek sağaçığı idi. İlkler arasında en büyük gurur tablosunu oluşturan isim ise Kaptan Sedat 3'tür. 33 kez A, 1 kez Ümit Milli takımda yer alan Sedat3 bu konuda Bursa'nın ilk rekorunu kırarken, 1985 yılında İngiltere milli maçında " futbolun kabesi " olarak kabul edilen Wembley Stadında Türk Milli Takımının başında kaptan olarak sahaya çıkıyordu. Bu olay bir Bursalı futbolcu olarak belkide ilk ve son defa yaşanan tarihi bir olaydır.




BURSASPORUM İLK MİLLİ TAKIM KAPTANI SEDAT 3.



Bursa'da ilk gol kralı Bahtiyar olmuştur. 79/80 sezonunda 12 golle Altaylı B. Mustafa ile gol krallığını paylaşan Bahtiyar'ın bu ünvanına 2000-2001 sezonunda Okan Yılmaz 23 golle gol kralı olarak erişti.




İLK GOL KRALI BAHTİYAR'IN TRANSFERİ.



Üç büyüklere karşı ilk defa fark atma sevinci 1980-1981 sezonunda yaşanmış ve Bursaspor Bursa'da Beşiktaş'ı 5-0 yenerek hezimete uğratmıştır. İlkler olaylarının en ilginç olanı ise 1974 yılında meydana geldi. Bursaspor'un en başarılı kalecilerinden Osman Uçaner, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Rumlara esir düştü. Ancak, daha sonra kurtularak tekrar kaleye geçti. Osman, esir düşen ilk ve belki de son futbolcuydu. Bugün Türkiye'nin sayılı Tesislerinden biri olan Bursaspor Vakıfköy tesislerinin ilk temeli 1976'da Başkan Mümin Gençoğlu'nun döneminde atıldı. Daha sonra bölümler halinde gelişen bu tesis, Bursaspor'a sağlam bir altyapı da kazandırdı. İlk Kulüp Müdürü olan Mustafa Balcı 22 sene bu görevi sürdürdü. Balcı, görünmeyen güç olarak Bursaspor'a büyük hizmetler veren isimlerden biridir. Bursaspor'da görev yapan yönetici ve teknik adamlar arasında ilk rekorları kıran Cavit Çağlar ve Muhtar Tucaltan'dır. Çağlar 10 yıl yönetimlerde genel kaptanlık ve Başkanlık yapmıştır.
Tucaltan ise 8 sezon tek başına, iki sezon ikili olarak teknik adam görevi ile yeşil-beyazlı kulübe hizmette bulunmuştur. 1986 sezonu sonunda Bursaspor ilk kez Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı oynadı. Beşiktaşı uzatmada 2-1 yenilen yeşi-beyazlılar ikincilik şilti ile yetindi. Başbakanlık Kupası için ilk kez oynayan Bursaspor, 1971'de Fenerbahçe'yi 1-0 yenerek bu kupayı müzesine götürdü. Aynı kupa için 1974'de Beşiktaş ile ikinci mücadelesini yaptı. Ancak bu maçı 3-2 kaybetti. Üç büyüklere karşı ilk defa kesin üstünlük, 1994-95 sezonunda sağlandı. Üç büyüklere yenilmeyen Bursaspor 6 maçta rakiplerinden 10 puan aldı.

Devam Et 0 Yorum

Tavsiye Siteler