İşte Başbakan'ın 7 kişilik A Takımı

İşte Başbakan'ın 7 kişilik A Takımı
Yedi kişilik A takımı, Başbakan'a en yakın ekip olarak tanımlanıyor..

Yakın takip ekibi, Başbakanlık Basın Merkezi üyelerinden oluşuyor ve tüm basın toplantılarında hazır bulunuyor. Üye sayısı dört. Bir de Başbakan'ın yurt içi ve yurt dışı temaslarında yanından ayırmadığı beş isim var. Danışmanlar arasında aktif olmayan dört kişi ise Başbakanlık Basın Merkezi'nde Başbakan'ın verdiği idari işleri yürütüyor.

 

İRAN HAYRANI BASIN DANIŞMANI

 

19 kişilik danışman ekibinde 'A takımı'na dikkat çekiliyor. Başbakan'ı etkileyebilen isimlerden oluşuyor. Bu ekipte '1 Numara' Başbakanlık Basın Sözcüsü Akif Beki'nin yerine atanan eski Başdanışman Kemal Öztürk. 2003'te TBMM Başkanlığı döneminde Bülent Arınç'ın iletişim danışmanıydı. Gazeteciliğe Kanal 7de başladı. Iran islam Devrimi'ni savunan Girişim dergisinde laiklik karşıtı ve Atatürk'e hakaret eden yazılar kaleme almakla suçlandı. 1994'te, Mir Mahmut Rıza mahlasıyla 'Bir Garip Oğlanın Hikâyesi' adlı kitapta eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e hakaret ettiği gerekçesiyle bir yıl hapis cezası aldı; kitabı toplatıldı. Mahkûmiyeti ertelendi, ama bu nedenle sarı basın kartı alamadı. 1999da 'İlk Meclis' adlı bir belgesel hazırladı. Gösterimi RTÜK (Radyo Televizyon Üst Kurulu) tarafından yasaklandı. Öztürk, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Özenle hazırladığımız belgesel, Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğrettiği tarih tezine aykırıymış. Bu yüzden de 'Türk milli eğitiminin genel amaçlarına, temel ilkelerine ve milli kültütün geliştirilmesi ilkesine uygun olmak' maddesini ihlal etmişiz" dedi. Belgeseli, aynı adla kitap olarak yayımladı. Marmara Üniversitesi iletişim Fakültesi mezunu Kemal Öztürk, 1998'de Sarıkamış belgeseli de yaptı.

 

Öztürk, toplatılan kitabı ile ilgili yaptığı açıklamada, -popüler biçimde olmasa da- değiştiğini ileri sürdü. Ayrıca, memnu haklarının iadesi kararını aldırarak, basın kartı taşımaya hak kazandığının altını çizdi.

 

TAKMA İSİMLİ DANIŞMANLAR

 

Kemal Öztürk'ten sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'A takımı'nda yer alan diğer isim Mücahit Arslan. Mali işlere bakıyor. Gerçek adının İhsan olduğu ileri sürülüyor. Babası, AKP Diyarbakır Milletvekili M. İhsan Arslan. Baba-oğul müteahhitlik yapıyor. Mücahit (İhsan) Arslan için, Erdoğan'ın sessiz, derinden çalışan danışmam tanımı yapılıyor. AKP'nin kurucularından. Başbakan'ın makam aracına binen ender isimlerden. 10 Aralık 2002'de Erdoğan, henüz başbakan değilken, ABD Başkanı George Bush ile görüşmeyi ayarlayanlardan biri. Baba Arslan'm 1996'da PKK kampını ziyaret ettiği, Hizbullah'ın iki kanadı arasında arabuluculuk yaptığı basında yer almıştı. Mücahit Arslan hakkında, CHP Milletvekili Atilla Kart, Başbakan'ın yanıtlaması istemiyle Ocak 2007'de TBMM'ye soru önergesi verdi. Arslan ile Erdoğan'ın aynı cezaevinde kalıp kalmadıklarını ve Mücahit Arslan'ın hangi suçtan hüküm giydiğini sorarak şu noktalara da dikkat çekti: "Mücahit Arslan'ın gerçek adı Ali ihsan Arslan mıdır? ihsan Arslan ve Mücahit Arslan'ın ortak olduğu şirketler hangileridir? Bu şirketler bakanlıklardan, belediyelerden, kamu kurum ve kuruluşlarından hangi ihaleleri almışlardır?" CHP'nin soru önergesi çoğu kez olduğu gibi yanıtsız kaldı.

 

Müstear isim kullanan diğer danışman ise Yeni Şafak Gazetesi'nin fotoğrafsız yazarı Yasin Doğan, yani Yalçın Akdoğan. AKP'nin fikri kurucularının başında geliyor. Partiyi 'muhafazakâr demokrat' söylemiyle tanımlıyor. Başbakan Erdoğan'ın topluluk karşısında 'prompter' denen cihazdan okuduğu konuşma metinlerini yazdığı ileri sürülüyor. Akdoğan, Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı adayı olduğu dönemde çok tartışılmıştı. Köşesinde Gül'ün neden aday olmaması gerektiğini kaleme almış, yazısı Hürriyet ve Milliyet gazetelerine manşet olmuştu. O yazı, 'Erdoğan, Gül'ün cumhurbaşkanı olmasını istemiyor' şeklinde yorumlanmıştı. Son Bakanlar Kurulu değişikliğini değerlendirdiği yazısı da ilgi gördü. Yazısında, tek tek yeni bakanları değerlendiren Doğan'a göre Milli Görüşçü tek bakan Bülent Arınç. Diğerlerini muhafazakâr demokrat diye niteledi.

 

DAVUTOĞLU'NUN YERİNE ÖĞRENCİSİ

 

Başbakan'ın dış politikada danıştığı isim sayısı dört. Baş danışman ibrahim Kalın ve Dr. Savaş Barkçin 'A takımı'nda. Ali Yakıtal ve Prof. Dr. Emrullah İşler, Başbakanlık Basın Merkezi'nin idari işlerinde. Ahmet Davutoğlu'nun Dışişleri Bakanlığı'na atanmasının ardından yerine bir zamanlar üniversitede kendi öğrencisi olan, Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Koordinatörü, Ortadoğu Uzmanı Sttatejist Dr. İbrahim Kalın getirildi. Sabah gazetesinde dış politikaya ilişkin köşe yazmaya başlayan Dr. Kalın, daha önce Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün strateji kurumları yöneticileri ile birlikte Çankaya Köşkü'ne davet edilmişti. Hazırladığı raporlarla AKP hükümetinin dış politikasına destek verdiği ileri sürülüyordu. Başbakan Erdoğan'ın bazı yurt dışı gezilerine katılmasıyla da dikkat çekmişti. Dr. Kalın, Ortadoğu, İslam dünyası hakkındaki çalışmalarının yanı sıra Batı paradigmalarına da hâkim bir isim olarak biliniyor.

 

Dr. Savaş Barkçin, Başbakan'ın özellikle Kafkaslar konusunda danıştığı isim. Daha önce TİKA (Türk işbirliği ve Kalkınma idaresi Başkanlığı) ve TÜBİTAK'ta görev yapan Barkçin, Devlet Planlama Teşkilatı'nda Müsteşar Danışmanı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Başkan Danışmanlığı görevlerinde bulundu. İstanbul'da faaliyet gösteren Ekonomi ve Sosyal Araştırmalar Derneği'nin internet sitesinde, ekonomik ve politik analizlerin yanı sıra dünya basınından tercümeler yaptı. 'Gelenekçilik'i savunan bir isim olarak biliniyor. Çeşitli platformlarda yaptığı konuşmalarda, gelenek kelimesinin 'gelene ek' kökeninden geldiğini, dolayısıyla statik olmadığını, medeniyetin mihverinin sabit ama çevresinin değişime tabi olduğunu anlattı. Ayrıca, medeniyetlerin bir kurucu akla sahip olduğunu ileri sürerek, Osmanlı'nın aşk, şevk ve meşk mihveri üzerinde yükselmiş bir medeniyet olduğunu savundu. Başbakan, Prof. Dr. Emrullah İşler'e de özellikle Ortadoğu konusunda danışıyor. Ama işler, Erdoğan'a asıl Arapça ve ingilizce'den tercümanlık konusunda yardım ediyor.

Ali Yakıtal ise eski büyükelçi. Bir dönem Fenerbahçe'de lisanslı basketbol oynayan Yakıtal, Hartum Büyükelçiliği'nde Türkiye-Sudan ekonomik ilişkilerine katkısı ile dikkat çekmiş; bu süreçte Türk yatırımcılar. Sudan'da önemli miktarlarda yatırım gerçekleştirmişti.

 

BAŞBAKAN ADINA

 

A takımının en önemli isimlerinden biri, koordinatör gözüyle bakılan Prof. Nabi Avcı. Basın danışmanı Kemal Öztürk'ün de bağlı olduğu iletişim danışmanı Prof. Avcı, Başbakan adına açıklama yapma yetüsine sahip. Erdoğan'ın saygı gösterdiği stratejisderden. Kimi çevrelere göre, bir iki yıl önce Başbakan'ı en çok etkileyen isimlerden biriydi. Başbakan'ın hemen tüm temaslarında bulunuyor. İletişim profesörü Avcı, Anadolu ve istanbul Bilgi Üniversitesi'nde iletişim felsefesi ve iletişim sosyolojisi üzerine dersler verdi. Aynı zamanda Zaman gazetesinin kurucularından. 1987- 1988'de gazetenin yayın danışmanlığını ve yazarlığını yaptı. Geçici görevle Başbakanlık Müşavirliği'nde çalıştı. Uzaktan Eğitimde Yazılı Malzeme, Düşünce ve Uygarlık Tarihi (S.Hayri Bolay ile birlikte), iletişim Düşüncesinin Gelişimi, Bombacı Parmanides, Enformatik Cehalet adlı kitapları var. Başbakan ile tanışması, 1990'lara uzanıyor. 1994 yerel yönetim seçimlerinde Erdoğan'ın seçim kampanyasını yürüten ekipten. ODTÜ mezunu. Kimilerine göre İslamcı dünyanın sosyetik kesiminden.

 

A takımındaki son isim Müsteşar Yardımcısı Hakan Fidan. Eski Türk İşbirliği ve Kalkınma Dairesi (TİKA) Başkanı. Başbakanlık'ta özellikle 'uluslararası yardım ve kalkınma yardımı' konularında çalışıyor. TİKA'daki çalışmaları sonucu Türkiye'nin Türk dünyası ve Afrika'ya açılım yaptığı ileri sürülüyor. 'Dış Politikada istihbaratın Rolü' başlıklı teziyle yüksek lisansını, 'Bilgi Çağında Diplomasi: Enformasyon Teknolojilerinin Uluslararası Antlaşmaların Doğrulanmasında Rolü' teziyle doktorasını tamamladı. Hacettepe Üniversitesi'nde 2002-2004 yılları arasında uluslararası ilişkiler dersi verdi. O

 

YAKIN TAKİP EKİBİ

 

Hacı Ünal (Basın Danışmanı)

Süha Bacanakgil (Basın Danışmanı)

Zafer Demez (Basın Danışmanı)

 

Tüm basın toplantılarında Başbakan'ın yanında

olurlar.

 

SÜREKLİ BAŞBAKAN'IN YANINDA OLANLAR

 

Mücahit (İhsan) Arslan, Nabi Avcı , Yalçın Akdoğan, Kemal Öztürk , İbrahim Kalın (Yurt dışı seyahatlerinde)

 

AKTİF OLMAYANLAR

 

Dr. Ömer Fatih Sayan

Dr. Ali Berat Cankar (Prof. Dr. Abdullah Canberk)

Mehmet Atalay

Başbakanlık Basın Merkezi'nde Başbakan'ın verdiği idari isleri yürütüyorlar.

"BAŞBAKAN BİR DANIŞMANA SORARAK HAREKET ETMEZ"

 

Akif Beki
Eski Başbakanlık Basın Sözcüsü, Radikal gazeten köse yazarı

 

Başbakan'ın, danışmanlarına danışmadığı, bazılarının yanlış yönlendirdiğini ileri sürenler oldu. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu kadar rutin, disiplinli haftalık bakanlar kurulunu, partisinin MYK'sını toplayan; sivil toplum örgütleri, Ekonomik Sosyal Konsey, Sanayi ve Ticaret Odası üyeleriyle bir araya gelen başka bir başbakan oldu mu? Başbakan'a bir şeyin söylenmeme ihtimali yok. Diyelim ki, söylemeyen/söyleyemeyen bazı danışmanlar var. Ama onun söyleyemediğini sokaktaki vatandaş, işadamı, bir bakan, genel başkan yardımcısı, milletvekilleri iletiyor. Medya haber veriyor. Danışmanları dinlemediği, yanlış yönlendirildiği bir şehir efsanesi. Başbakan bir kaynaktan beslenmez. Tek görüşten hareketle yola çıkmaz.

 

Başbakan için danışmanlar ne kadar önemli?

 

Danışman kadar önemli. Başbakan dinleyen biri. Ama karar sahibi o.

 

Başbakan danışmanlarını hangi kritere göre belirliyor?

 

Kimden nasıl yararlanacağını düşünerek seçiyor.

 

Başbakan'ın güncel bir konuya ilişkin, sorumlu danışmanı çağırıp 'ne yapacağız?' diye sorduğu oluyor mu?

 

Bir konu hakkında, Başbakan açısından birçok taraf vardır. Bölge milletvekilleri, o alandan sorumlu bakan, genel başkan yardımcısı gibi. Uluslararası bir konu ise dışişleri bakanlığı, bürokrasi devreye girer. Askeri bir konuda ise Genelkurmay ile görüşülür. Başbakan hepsini dikkate alır. Ayrıca danışmanlarını da çalıştırır; 'Şu konuda hazırlanın, bana bilgi verin, görüş bildirin' der. Başbakan sadece bir danışmana sorarak hareket etmez.

 

Danışmanlık yorucu bir iş midir?

 

Başbakan'ın temposu yoğun. Ona sürekli refakat eden danışman heyeti açısından performans gerektiren bir istir.

 

Siz de yorulduğunuz için mi ayrılmak istemiştiniz?

 

Yenilenmenin, değişimin iyi olacağını söyleyerek ayrılmıştım. Tabii ki çok yorucuydu. Bugün eskiye göre çok daha rahat bir tempom var.

 

Başbakanlık Basın Sözcülüğü görevindeyken bazı uygulamalarınız eleştirildi. Bugün 'aslında haklılarmış' dediğiniz oldu mu?

 

O görevdeyken bir gün yeniden medyaya döneceğimi biliyordum. Her şeyi bilerek yaptım. Benim de hatalarım olmuştur, ama hepsi doğruluğuna inandığım şeylerdi.


Hepsini Oku »
Saracoğlu'ndan 'silahlı örgüt' çıktı

Saracoğlu'ndan 'silahlı örgüt' çıktı
enerbahçe'nin yeni Sportif Direktörü Aykut Kocaman'ın kardeşi silahlı örgüt kurmaktan tutuklandı.

Sakarya'daki bazı kamu arazilerinin ihalesine fesat karıştırıldığı ihbarı üzerine başlatılan soruşturma tamamlandı. Kamu arazilerini yağmalamak için ittifak yapan iki ayrı suç örgütünün, kamu yöneticileriyle işbirliğine girdikleri, ihale şartnamelerini kendi istekleri doğrultusunda hazırlatarak haksız kazanç elde etmeyi planladıkları öne sürülüyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hikmet Usta'nın baktığı davanın iddianamesi de hazırlandı. Davada sanıklar arasında Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı Başkanı Aziz Yılmaz ve Fenerbahçe'nin yeni Sportif Direktörü Aykut Kocaman'ın kardeşi Erkut Kocaman da yer alıyor.

Habertürk'ten Lube Ayar'ın haberine göre Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı'nın çete faaliyetlerinde kullandığı iddia edilirken Aziz Yılmaz ve Erkut Kocaman'ın da "çıkar amaçlı suç örgütü üyesi olmak" suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapsinin istenmesi bekleniyor.

ÇETELERİN KARDEŞLİĞİ

Soruşturma sonucunda kamu arazilerini yağmalamak için bir araya gelen iki ayrı suç örgütü olduğu belirtilerek şu tespitler yapıldı: "Sakarya'da Şirinler Çetesi olarak bilinen Özer Şirin ve Volkan Şirin ile eski Sakarya Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Keramettin Uçak, ortağı Özgür Balcan, Bedri Ayhan, Şaban Kurtuluş ve adamlarında oluşan organize suç grubu, Ali Kaplan ve adamlarından oluşan bir diğer suç grubu ile aynı çatı altında toplanarak, Sakarya'daki faaliyetlerini birlikte sürdürme kararı almışlardır. Bu amaçla, İTİMAT- .... Gayrimenkul Danışmanlık ve Sakarya Grup misimli şirketler kurmuşlardır. Söz konusu oluşum, Sakarya'daki kamu kurum ve kuruluşlarına ait satışa sunulacak arazilere göz koymuştur. Bunun için kamu yöneticileri ile işbirliğine girmişler ve ihale şartnamelerini haksız bir şekilde ekonomik gelir elde etmeyi planlamışlardır."

ÖRGÜTÜN "SİLAHLI GÜCÜ"

Ali Kaplan liderliğindeki örgütün, Adapazarı Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mülayim ve yönetim kurulu üyeleriyle hareket ettiği belirtilirken sanıklara şu suçlamalar yöneltiliyor:

"Örgüt, APEK'e ait şehir merkezindeki 200 dönümlük arazi ile Adapazarı Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın uhdesindeki yine şehir merkezindeki Zirai Donatım Fabrikası'na ait araziye yapılacak Kent Park Projesine ilişkin ihaleye müdahale etmeye çalışmıştır. Şirinler Grubu ile tek çatı altında birleşerek güçbirliği yapan Ali Kaplan, yeni örgütün lideridir. Ancak kum ocağı işletmeciliği yapan Musa Genç, örgütü finanse eden arka plandaki liderdir. Ali Kaplan son zamanlarda ekibini daha güçlü kılabilmek için silah taşıma yetkisine sahip emniyet ve ordun mensubu kişileri örgütüne kazandırmıştır. Bu nedenle emekli polis memuru Zekayi Abacı ve Edremit İlçe Jandarma Karakolu'nda görevli Başçavuş Hüseyin Durdu örgüte silahlı güç oluşturmuştur"

VAKIF ÇETEYE MEKAN OLDU

Soruşturmada, Aziz Yılmaz'ın, "çıkar suç örgütü ile ilişki kurarak, örgütün erine mekân temin etmek kaydı ile /erdiği" öne sürüldü: "Yapılan teknik istihhari çalışmalar sonucunda, çete liderleri Ali Kaplan ve Musa Genc'in, Fenerbahçe Spor Kulübü'nde yöneticilik yapmış, halen Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı ve bir gazetenin köşe yazarlığını yapmakta olan ve aynı zamanda Sakaryalı olduğu bilinen Aziz Yılmaz ile geçmişe de dayalı iyi dostluklarının bulunduğu tespit edilmiştir. Yılmaz ve Kaplan, bu soruşturma safhasında yakın ilişkiler içerisinde olduğu gibi bir zamanlar Sakarya'da yapılması planlanan Kent Park projesinde de, kendileri arka planda olmak kaydıyla Aziz Yılmaz üzerinden ihaleye girmeyi planladıkları söz konusudur. Aziz Yılmaz'ın, Ali Kaplan ve Musa Genç ile iyi ilişkiler içinde olması, faaliyetlerinden de haberdar olduğunu göstermekte olduğu gibi, örgütün İstanbul'da gerçekleştirmek istediği birtakım faaliyetler için de özellikle kendisinin bilgisi dahilinde, zaman zaman da katılımıyla, Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nın altında bulunan Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı'ndaki ofisini kullandırdığı tespit edilmiştir."

İTİRAF GİBİ İFADE

Soruşturma kapsamında savcıya ifade veren Aziz Yılmaz, vakıf merkezini çete faaliyetle! I için kullandırdığı suçlamalarını reddetmedi Yılmaz, son zamanlarda vakfın diğer üyeleri] ün rahatsızlık duyması üzerine, çete yöneticilerine babasının Kadıköy Moda'daki işyerini kullandırdığını beyan etti. Savcı, Yılmaz'ın ifadesini, 'itiraf olarak yorumladı ve şöyle dedi 'Yılmaz ifadesinde, Ali Kaplan ve Musa Genc'i uzun zamandır tanıdığını, hatta Genc'in çocukluk arkadaşı ve kapı komşusu olduğunu, ayrıca 'çete lideri' olarak tanınan Şenol Acar ve Alaatti 11 Bayraktar isimli şahısların da dostları olduğunu söylemiştir. Kaplan'ın zaman zaman kendisine Adapazarı'ndaki yatırımlarına girmeyi teklif ettiğini ancak maddi durumu elverişli olmadığı için bu teklifleri kabul etmediğini anlatmıştır, örgüte mekân temin etme konusuyla ilgili olarak ise, Kaplan'ın İstanbul'da takip ettiği işlerinin olduğunu ancak bu şehirde işlerini yapacağı bir mekânlarının olmaması nedeniyle ve aynı zamandıı kendisini kariyerinden de istifade etmek üzere, toplantılarını, görüşmelerini, başkanı olduğu vakfa ait ofisinde gerçekleştirmesine müsaade ettiğini itiraf etmiştir. Ali Kaplan'm, kendisine ait vakıftaki ofisinde şeker fabrikası arazisinin satışıyla ilgili olarak Zeynep Özal, Şenol Acar ve daha birçok kişiyle görüşmele -rini gerçekleştirdiğini, bu görüşmelerin bir kısmında kendisinin de bulunduğunu itiraf etmiştir."

Hepsini Oku »
Kanıyla Türk Bayrağı çizmiş

Kanıyla Türk Bayrağı çizmiş
80 yaşındaki Hasan Alanlı'nın Kore Savaşı'nda yaşadıkları filmlere konu olabilecek kadar inanılmaz.

Korelilerin esir kampından kaçmayı başaran Hasan Dede, bu kez de dost ateşiyle yaralanmış. Atılan bombanın şarapnel parçasıyla yaralanan 83 yaşındaki gazi kendi kanıyla beyaz gömleğine Türk Bayrağı çizerek kurtulmuş. O gün atılan bombanın şarapnelini ise 58 yıldır üzerinde taşıyor...

Yedi çocuk babası Hasan Alanlı (80), yaklaşık 60 yıl önce vatani görevine Diyarbakır'da topçu olarak başladığını daha sonra Kore Savaşı'na katılmak üzere 33 günlük deniz yolculuğunun ardından silah arkadaşlarıyla bu ülkeye gittiğini anlattı.

Yaşadıkları ve gördüklerinin kelimelere sığmayacağını, çok kötü günler geçirdiğini ancak verdiği mücadeleden dolayı onurlu ve mutlu olduğunu belirten Alanlı, “Birçok çatışmaya girdim. Gözümün önünde arkadaşlarım şehit oldu. Özellikle Resul Çavuş'un kollarımda son nefesini verişini hiç unutamıyorum. Atılan bomba sonrası ağır yaralandı, benimle helalleştikten sonra da hayatını kaybetti. Onun şehit olduğu yerin toprağını Ankara'ya getirdim” dedi.

58 YILDIR ŞARAPNEL PARÇASI İLE YAŞIYOR

Kore'de bulunduğu zaman diliminde unutamayacağı çarpışmalar yaşadıklarını ve kahramanca savaştıklarını ifade eden Alanlı, şöyle konuştu:
“Düşman bizi pusuya düşürdü. Bombalar üzerimize yağıyordu. Arkadaşlarım 'vatan sağolsun' deyip şehit oluyorlardı. Atılan bir bombanın şarapnel parçası ayağıma, yüzüme ve başıma isabet etti. Ağır yaralanmışım. Uzun süre hastanede kaldım. Başıma isabet eden şarapnel parçası beyin zarıma yakın bir yerde kaldı Alındığı zaman felç olabilirmişim. O yüzden parçayı almadılar. Bu nedenle 58 yıldır başımdaki bu şarapnel parçası ile yaşıyorum. Yapılan tedavinin ardından yeniden cepheye koşup arkadaşlarıma yardım ettim.”

KANIYLA TÜRK BAYRAĞI ÇİZMİŞ

Bir çatışmada ise son mermisine kadar savaştığını ancak 9 arkadaşıyla düşmana esir düşmekten kurtulamadığını anlatan Alanlı, şöyle devam etti:

“Tam 7 ay 23 gün esir kaldık. Türk askerine yakışır şekilde hiç boyun eğmedik. Hep başımız dik oldu. Bize, sürekli dağda odun kestirip taşıtıyorlardı. Bir gün 9 arkadaşımla bir yolunu bulup, dağdan kaçmayı başardık. Ancak 7 arkadaşımın vurulduğunu öğrendim. Bir arkadaşımla bizim askerlerin bulunduğu yere geldiğimizde bizi düşman zanneden Türk askerleri üzerimize ateş açmaya başladı. Hemen gömleğimizi çıkarttık, elimizi bıçakla kesip kanımızla üzerine Türk Bayrağı çizdik. Bizi böylelikle tanıdılar. Orada geçen 14 ayın ardından tekrar Türkiye'ye döndük. Ancak yaşadıklarımı bugün bile unutamıyorum. Savaşlarda projektör kullanıldığı için evde çok aydınlık bir odada oturmak istemiyorum. Teşhir olacağımı düşünüyorum. Böyle bir iz kaldı bende.”

Alanlı, askerden geldikten sonra tekrar doktorlara beynindeki şarapnel parçasını gösterdiğini ancak alınamayacağını öğrendiğini, hayatta her şeyin kendisine o anları hatırlattığını ancak gazi olmaktan çok mutlu olduğunu sözlerine ekledi.

Hepsini Oku »
'Başbakan hakimliğe terfi etti'

'Başbakan hakimliğe terfi etti'
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan'ın Ergenekon terör örgütü terimini kullanmasını eleştirdi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, "Başbakan'ın mahkeme kararıyla doğru olmadığı ifade edilmiş olmasına rağmen Ergenekon terör örgütü terimini kullanması, onun savcılıktan hakimliğe terfi ettiğinin bir ifadesidir" dedi.

Çeşitli ziyaretlerde bulunmak ve etkinliklere katılmak amacıyla Artvin'e gelen Baykal, CHP'li Artvin Belediye Başkanı Emin Özgün'ü makamında ziyaret etti.

Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Baykal, "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ergenekon için terör deyimini kullandı. Bu konudaki düşünceniz nedir?" sorusuna, "Artık hangi deyimin kullanılacağını öyle anlaşılıyor ki mahkemenin kararına rağmen o, Başbakan sıfatıyla belirlemiştir" karşılığını verdi. Bu durumun Başbakan Erdoğan'ın yargı, hukuk konularındaki dikkatsizliğini, temel zihniyet yanlışlığını ortaya koyan bir ifade olduğunu savunan Baykal, şöyle dedi:

"Başbakan bu konuda hükmünü daha dava açılmadan vermiştir. Danıştay cinayeti öncesi ve sonrasında bu konudaki düşüncesini hep ifade etmiştir. Şimdi yargının savcılarıyla, mahkemeleriyle bu kararı teyit etmesini bekliyor. Bunun için her türlü gayreti gösteriyor. Yargıyla oynamak iyi değil. Hükümetler yargıyı mıncıklamaktan vazgeçmeli. İktidar yargıdan elini çekmelidir."

Baykal, iktidarın Türk Silahlı Kuvvetlerinden de elini çekmesi gerektiğini belirterek, "Türk Silahlı Kuvvetlerini çekiştirmek, uğraşmak, orasını burasını farklı yönlere çekiştirmeye çalışmak doğru ve yararlı değildir. Türkiye bu iktidar nedeniyle böyle sorunlar yaşıyor" dedi.

12 EYLÜL DARBECİLERİ

12 Eylül darbecilerinin yargılanmasıyla ilgili düşüncesi sorulan Baykal, bu konuda AK Parti harekete geçmeye karar verirse CHP'nin düzenleme için elinden geleceğini yapacağını belirterek şöyle devam etti:

"Parlamentoda gece yarısı darbesiyle ülkenin çok önemli konularının oldu bittiyle nasıl halledilmek istendiğini herkes gördü. Meclis Başkanı bundan haberi olmadığını söylüyor. Gruplar arasındaki temaslarda gerçekler söylenmiyor. Deniz Feneri davasında nitelikli dolandırıcılık yapılmıştır. Alman mahkemesi bunu söylemiştir. Şimdi TBMM'de nitelikli yalancılığa şahit olduk.

Gerçek saptırılarak birtakım tertipler yapılıyor. Onun için diyoruz ki 'Yargıyı ve Türk Silahlı Kuvvetlerini mıncıklamayın.' Herkesin görevi Türkiye'nin kurumlarıyla sağlıklı ilişki içinde olmaktır."

Hepsini Oku »
'Gözleri var ama görmez'

'Gözleri var ama görmez'
Başbakan Erdoğan, Türkiye'yi çok daha yüksek hedeflere ulaştırma arzusu içinde olduklarını söyledi.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, asker kişilerin, barış zamanında Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 250. maddesi uyarınca kurulan ağır ceza mahkemelerinin yargı yetkisine giren bir suçu işlemeleri halinde bu mahkemeler tarafından yargılanmasına öngören düzenlemeye yönelik eleştirileri değerlendirirken, "Söyledikleri laf şu; 'Bizi kandırdılar'. Gözleri var görmez, kulakları var duymaz, dilleri var 24 saat geriden konuşur. Durumları bu" dedi.

Partisinin Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda yapılan Kocaeli 3. Olağan İl Kongresi'ndeki konuşmasında, geçen hafta Meclis'te kabul edilen ve askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmalarını öngören yasaya işaret eden Erdoğan, şöyle dedi:

"Geçen hafta bir kanun çıktı Mecliste... Grup Başkanvekili çıkmış basın toplantısında diyor ki 'AK Parti'nin adetidir, yine bizi aldattı'. Aklın neredeydi, ne iş yapıyorsun sen? Seninle konuşuldu, görüşüldü. 'Kabul edenler' deyince bütün parti grupları el kaldırdı. 'Kabul etmeyenler' deyince kimsenin eli kalkmadı. Sen neredeydin? Orada değil miydin? Bunlar nasıl politika yapıyor, nasıl siyaset yapıyor anlamak mümkün değil... Söyledikleri laf şu; 'Bizi kandırdılar'.

Bir taraftan diyorlar ki darbe ve darbecilere karşı hep beraber... Darbelere ve darbecilere karşı bu. Varsa hepsi yargılansın isteniyor. AK Parti çetelerle, hukuk dışı örgütlenmelerle mücadele ediyor. AK Parti hem sınırlarımızdaki, hem zihinlerdeki mayınları temizlemenin mücadelesini veriyor. AK Parti okul yapıyor, hastane yapıyor, yol yapıyor, konut yapıyor. Bunları engellemenin gayreti içerisindeler. AK Parti Türkiye'nin itibarını büyütüyor. Bunlar Türkiye'nin paçasından tutup aşağıya doğru çekiştiriyorlar."

KAVGA SİYASETİYLE VAKTİMİZİ HEBA EDEMEYİZ

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi çok daha yüksek hedeflere ulaştırmanın arzusu, gayreti içinde olduklarını belirterek, "Biz diğerlerinin yaptığı gibi gerilim siyaseti ile kavga siyaseti ile karalama siyaseti ile ülkenin vaktini heba edemeyiz" dedi.

Partisinin Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda yapılan Kocaeli 3. Olağan İl Kongresi'ne katılan Erdoğan yaptığı konuşmada AK Parti iktidarlarının çalışma ve başarılarına işaret ederek, "Türkiye'yi çok daha yüksek hedeflere ulaştırmanın arzusu, gayreti içindeyiz" ifadesiyle Suriye sınırındaki mayınların temizlenmesiyle ilgili yasaya dikkat çekti.

Erdoğan, şunları söyledi:

"Biz diğerlerinin yaptığı gibi gerilim siyaseti ile kavga siyaseti ile karalama siyaseti ile ülkenin vaktini heba edemeyiz. İşte yine Anayasa Mahkemesinin kapısına dayandılar. Hiç tartışmasız şekilde milletimizin menfaatine olan, milletimizin çıkarları en üst seviyelerde gözetilerek çıkartılan mayın yasasını mahkemeye taşıdılar. Amaçları üzüm yemek olsa yasada Türkiye'nin, milletin aleyhine olan hiçbir şey olmadığını görecekler. Ama bunların amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Bunlar 6.5 yıldır siyaseti mahkeme kapılarından, mahkeme koridorlarından yapmanın gayreti içinde oldular."

Hepsini Oku »
''İntihar ederim'' restine yanıt !

''İntihar ederim'' restine yanıt !
"İntihar ederim" diye rest çeken Kenan Evren'e hukukçular yanıt verdi..

12 Eylül darbesinin sorumlularının yargılanması tartışmasına dönemin Genelkurmay Başkanı ve darbeyi yapan Kenan Evren de katıldı. Evren, ‘Halka sorulsun. Eğer yargılansın derlerse intihar ederim’ dedi. Darbeyi TSK’nın emir komuta zinciri içindeki tüm mensuplarının katıldığını ve herkesin ‘kanunsuz uygulamaya’ katıldığını belirten Evren ‘Haydi şimdi hepsini yargılayın diye konuştu. Evren, ‘Darbeyi keyfimizden yapmadık, o dönem darbe yapılması zorunlu bir hal almıştı’ iddiasında bulundu. Uzmanlar ise Başbakan Erdoğan ve Deniz Baykal’ın tartışmasıyla alevlenen darbeyi ve darbeci ekibin yargılanması tartışmasında başta Evren ve 5 kuvvet komutanı olmak üzere Danışma Meclisi üyeleri ve 39 kişilik hükümet hakkında da dava açılabileceğini belirtiyor. İşte Evren’in açıklamaları ve konu hakkındaki hukukçu ve uzman görüşleri:

Prof. Dr. Hüseyin Hatemi: ‘1982’ Anayasası’nda bulunan ek madde kaldırılırsa ve Cumhurbaşkanı onaylarsa şartlar oluşur. Ben şahsen 82 darbecilerinin manen mahkum edilmesini uygun görüyorum. Ancak 90 yaşını aşmış olan Kenan Evren’in yargılanmasına gerek yok.’

Prof. Dr. Mümtazer Türköne: Bence emir komuta zinciri içerisindeki tüm komutanlar yargılanmalı.

Doç. Dr. Adnan Küçük: ‘İntihar ederim demek hukuktan kaçarım demek. Yargılamanın önü açılmış olsa bile sonuç çıkmaz.

Eski savcı Sacit Kayasu: ‘Böyle bir dönem yargılanmayacaksa hangi dönem yargılanacak

Doç. Dr. Serap Yazıcı: Gerçeğe dönüşecek bir çalışma değil. Biz bunu boşu boşuna konuşmayalım.

Dönemin Danışma Meclisi Üyesi İmren Aykut: ‘Madde kalksa bile hukuken bir netice vermeyecek. Bu AKP’yi sıkıştırmak için yapılan bir şey. Darbeleri de kimse onaylamıyor ama darbeye de zemin hazırlamayalım. Biz bir an önce demokrasiye geçilmesine hizmet etmeye çalıştık.

Hepsini Oku »
Erdoğan CHP'ye yüklendi

Erdoğan CHP'ye yüklendi
Başbakan, partisinin İstanbul İl Başkanlığı kongresinde CHP'ye yüklendi.

Başbakan Erdoğan'ın hedefinde CHP vardı. İrtica eylem planıyla ilgili ana muhalefetin konuyu Ergenekon'a çekmeye çalıştığını savundu. CHP'nin milletin yüzüne bakacak hali kalmadığını iddia etti.

Başbakan Erdoğan Abdi İpekçi Spor Salonu'nda yapılan AK Parti İstanbul İl Kongresi'nde partililere hitap etti..

Konu sivil yargıda

Askeri savcı sözünü söyledi konu sivil yargıda. Kimse askerin arkasına saklanarak siyaset yapmasın. Kimse güzide kurumlarımızı yıpratarak netice alabileceğini düşünmesin.

Demokratik rejime karşı girişimler nasıl çağ dışıysa darbe çığırtkanlığı yapmak ta o kadar çağdışıdır. AK Parti'nin hukuk dışı örgütlere karşı verdiği kararlı mücadeleyi etkilemeye çalışıyorlar.

Ergenekon'un avukatları

CHP'nin biz Ergenekon terör örgütüne avukatlık yaptığını biliyoruz. Avukatlığını yaptıkları karanlık odakları bu olayla ilişkilendirip buradan hem çetelere ve mafyalara pay devşirme gayretinde olduklarını biliyoruz.

Açık söylüyorum CHP milletin yüzüne bakamaz

Açık söylüyorum. Biz onun bunun değil, sadece aziz milletin avukatıyız farkımız bu. Açık söylüyorum milletin yüzüne bakamazsınız. Bu ülkenin genç nesillerinin yüzüne bakamazsınız.

Yarınki nesillere bu tavırlarınızın hesabını veremezsiniz. Bu kafayla demokrasi dersinden ikmale kalmaya devam eder bir üst sınıfa asla geçemezsiniz.

Daha yapacak çok işimiz var

Biz hukuka, demokrasiyi yüceltmeye, laikliği muhafaza etmeye, sosyal devlet ilkesini tüm boyutlarıyla hayata geçirmeye devam edeceğiz. Türkiye'yi büyütmeye saygınlığını artırmaya devam edeceğiz.

Coşkunuz eksilmesin, gayretleriniz hız kesmesin daha yapacak çok işimiz var. Kardeşlik içinde hukuk içinde kazandıracak çok işimiz var. Türkiye partimizden teşkilatımızdan çok şey bekliyor.

Hepsini Oku »
Nihat'ın bonservisi alındı

Nihat'ın bonservisi alındı
Beşiktaş kulübü, Nihat Kahveci'nin kulübü Villarreal ile bugün bonservis bedeli konusunda anlaşmaya vardı.

Siyah-beyazlı kulübün başkanı Yıldırım Demirören, dün Nihat'la beraber İspanya'ya gitmiş ve Villarreal Kulübü yetkilileriyle görüşmeye başlamıştı.

Bugün yapılan son görüşmede iki kulübün bonservis konusunda anlaşmaya vardığı öğrenildi. Siyah-beyazlı kulübün, 4.5 milyon Euro bonservis bedeli ödediği ifade edildi.

Bu arada Başkan Yıldırım Demirören yapılan bu görüşmenin ardından yarın İstanbul'a dönecek. Ancak Nihat, İspanya'daki eşyalarını toplayacağı için İstanbul'a 1 hafta sonra gelecek.

Hepsini Oku »
Michael Jackson sırlarıyla öldü..

Michael Jackson sırlarıyla öldü..
Michael Jackson’ın ölümüyle ilgili birbirinden ilginç soru işaretleri var:

Popun kralı Michael Jackson'ın ölüm haberi tüm dünyada şok etkisi yaptı. Hayranları gözyaşlarına boğuldu. Ancak şimdi de ölümüyle ilgili pek çok soruya cevap aranmaya başlandı.

İşte Hürriyet’in haberine göre Jackson’la ilgili birbirinden ilginç muammalar:

"TURA ÇIKMAZSAM BENİ ÖLDÜRECEKLER"

Ünlü yıldızın, Londra'da Temmuz ayında vereceği konserle ilgili büyük strese girdiği ve yakın çevresindekilere sık sık "Her yere borcum var. Bu tura çıkmazsam beni öldürecekler” dediği ortaya çıktı. Bu sözleri bir tehdite değil, aşırı stres içinde olmasına bağlandı.

Jackson'ın panik ataklar yaşadığı ve öldürüleceği korkusuna kapıldığı da belirtiliyor. Ancak diğer yandan büyük bir borç batağı içinde olduğu da bir gerçek.

 

Jackson’ın eski sözcüsü Michael Levine ise, gelecek ay İngiltere’de vereceği 50 konserin ünlü şarkıcıyı aşırı strese soktuğunu savundu.

 

ÖZEL DOKTORU NEDEN KAYIP?

 

Michael Jackson’ın özel doktorlarından biri olan kardiyolog Conrad Robert Murray’ın, ünlü starın kalbinin durmasına yol açtığı söyleyen güçlü ağrı kesici iğnesinin yapıldığı sırada yanında olduğu, ancak daha sonra ortadan kaybolduğu ilginç iddialar arasında. Polisten yapılan açıklamada Dr. Murrray’ın nerede olduğu bilinmediği doğrulandı. Dr. Murray, Michael Jackson’ın ölümüyle ilgili ifadesi alınacaklar listesinde.

 

Jackson’ın, ölümünden önceki günlerde “sağlıklı olduğu” bildirilmesine ve hatta önceki gün özel doktorunun yanından hiç ayrılmamasına rağmen neden kalp krizi geçirdiği tartışılıyor.

"ÖLÜMCÜL KOKTEYL" SAYILAN İLAÇLAR NEDEN VERİLDİ?

 

Cilt kanseri tedavisi gören ünlü yıldızın her gün 6 çeşit ilaç aldığı da ortaya çıktı. Bunlardan 3’ünün çok güçlü ağrı kesiciler oldukları, birinin antidepresan ilaç, bir diğerinin kas gevşetici ve bir ilacın da anksiyete ilacı olduğu belirtiliyor. Bu konuda da, cevabı aranan önemli bir soru var: Doktorlar böylesine güçlü ilaçları birarada nasıl veriyorlardı? Uzmanlara göre bir kişinin aynı türden üç çeşit ilaç alması "ölümcül bir kokteyl".

 

Jackson ailesinin avukatı Brian Oxman, son nefesini vermeden hemen önce ağrı kesici bir ilaç iğnesi yaptıran efsanevi müzisyen için, “Ölümü şaşırtıcı değil. Aşırı dozdan ölen Playboy güzeli Anna Nicole Smith’in kullandığı ilaçlar, Jackson’ın hayatında gördüğümüzün yanında hiç kalır” dedi.                   

 

MALİKANEDE GÖRÜLEN BMW NEDEN ARANIYOR?

Los Angeles polisi şimdi de bir doktora ait olduğu belirlenen BMW marka bir aracın peşinde. Bazı idialara göre bu arabada Michael Jackson’ın kullandığı morfin benzeri ilaçlar bulunuyor. Arabanın sık sık Michael Jackson’ın evinin bahçesinde görüldüğünü söyleyen bazı tanıklardan söz ediliyor. 

 

911'İ  KİM ARADI?

 

Bu arada, 911’e gelen esrarlı telefon görüşmesinin ses kaydı da yayınlandı:               

 

ARAYAN: Burada yardıma ihtiyacı olan bir beyefebdi var. Nefes almıyor.

SANTRAL: Tamam. Yaşı kaç?

ARAYAN: 50 yaşında.

SANTRAL: Peki şu anda nerede?

ARAYAN: Yatakta.

SANTRAL: Onu yere yatırın. Biz gelene kadar size ilkyardım için telefonda yardım edeceğim. Onu gören oldu mu?

ARAYAN: Evet. Burada bir doktor var.

SANTRAL: O halde orada benden yüksek bir otorite var. Şahitlik edecek biri var mı?

ARAYAN: Sadece doktor. Burada olan tek kişi doktor.

SANTRAL: Doktor orada mıydı? Doktor ne olduğunu gördünüz mü?

ARAYAN: Lütfen… Göğüs masajı yapıyor ama cevap alamıyor.

SANTRAL: Yoldayız. 1 mil ötede. Hemen orada olacağız.

ARAYAN: Teşekkürler

 

Telefon görüşmesi sırasında hiç Michael Jackson’ın ismi verilmedi. Arayan kişinin de kim olduğu henüz netlik kazanmadı. Arayanın malikanede çalışanlardan biri olduğu sanılıyor.


Hepsini Oku »
Diktatöre ölüm sesleri!

Tükenmez kalemler uçan mürekkeple dolduruldu, oylar boş çıktı. Devrim muhafızları bazı bölgelerde sandıkları değiştirdi.

Diktatöre ölüm sesleri!

Ahmedinejad dışındaki adayların temsilcileri sandıklardan uzaklaştırıldı. Reformcu gençler ayaklandı, Tahran sokaklarında polisle çatıştı.

İRAN’daki seçimleri Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın yüzde 62.6’lık oy oranıyla kazandığı açıklandı. Son başbakan ve reform yanlısı ılımlı aday Mir Hüseyin Musevi, resmi sonuçlara göre oyların sadece yüzde 33.7’sini alabildi. Muhafazakár Muhsin Rızai yüzde 1.7, reformcu din adamı Mehdi Kerrubi ise yüzde 0.8’de kaldı. İran hile iddialarıyla çalkalanıyor. İşte iddialardan bazıları:

Şebekeler kesildi

Ahmedinejad, oy sayımı sırasında resmi kanalları kullandı. Diğer adaylar ise kısıtlı sayıdaki sandıkta bulunan temsilcilerinden SMS ile haber aldılar. Bu sırada telefon şebekeleri kesildi, bilgi akışı durdu. Dün de Google dahil olmak üzere birçok internet sitesine ulaşılamadı. Bunun, interneti çok iyi kullanan Musevi kampanyasının protesto gösterileri organize etmesini engelleme amacı taşıdığı iddia edildi.

Sandıklar değişti

Uluslararası gözlemcilere zaten izin verilmemişti. Ancak Ahmedinejad dışındaki adayların temsilcilerinin de birçok sandıktan uzaklaştırılması tepki çekti.

Daha önceki bütün seçimlerde sonuçlar il il açıklanırdı. Bu kez topluca açıklandı. Üstelik 4 saat içinde 20 milyon oy açıklanırken, sonraki saatlerde ağır ağır yapılan açıklamalar oy oranını hiç değiştirmedi.

Bir iddia da, Devrim Muhafızları’nın bazı bölgelerde sandıkları değiştirdiği yönünde.

Pusulalar gecikti

50 milyon oy pusulasının tükendiği söylendi, yenilerinin gelmesi saatler sürdü, birçok İranlı oy kullanmaktan vazgeçip evine döndü.

Bir iddiaya göre, Musevi yandaşlarının çoğunlukta olduğu bazı bölgelerde, sandık başındaki tükenmez kalemler kaybolan mürekkeple dolduruldu. Bu yüzden çok fazla boş oy çıktı.

Hemşehrileri yeterdi

Hile yapıldığına dair en önemli kanıtlardan biri, Kerrubi’nin oyların yüzde 1’ini bile alamaması. Loristan bölgesi kökenli saygın din adamının, sırf hemşehri oylarıyla bile yüzde 10’lara ulaşması bekleniyordu.

Polise dayak

Polis, dün göstericilere copla müdahale etti. Bir polis memuru, bir göstericiye tekme atarken, "Dansetme ve bağırma zamanı bitti. Burada kalırsanız bacaklarınızı kıracağız" diyordu. Tahran’ın Valiasr Meydanı’ndaki Musevi yandaşları bir polis memurunu dövdü. Akşama doğru robokop polisleri herkesi coplamaya başladı. Bunun üzerine bazı göstericiler barikatlar kurdu, araba lastikleri motosikletler, çöp kutuları ve bir otobüs ateşe verildi. Polis ilerleyen saatlerde gözyaşartıcı gazla müdahale etti.

ABD: Patlamaya hazır bomba gibi

Amerikan stratejik istihbarat kuruluşu Stratfor, İran’daki durumu, "patlamaya hazır bomba gibi" ifadesiyle özetledi. Tahran’da olaylardan korkan halk, dün işe gitmeyince devlet daireleri izinli sayıldı. Musevi yanlısı olduğu bilinen akademisyenler nedeniyle üniversiteler de iki gün tatil edildi. Daha önce, "Kadife devrim girişimi olursa ezeriz" diyen Devrim Muhafızları, protestoların tırmanması ihtimaline karşı tetikte.

Kahrolsun cüce kahrolsun diktatör Allahüekber

Tüm iletişim yollarının kesilmesi yüzünden, seçimlerde hile yapıldığı iddialarından geç haberdar olan Musevi taraftarları Tahran’ın Vanak Meydanı’nda toplanarak, "Diktatöre ölüm" sloganları attı. İçişleri Bakanlığı önündeki bir başka grup, "Kahrolsun cüce, kahrolsun diktatör, Allahüekber", "Biz de İranlıyız", "Musevi başkanımız, oylarımızı kurtar" diye bağırdı.

Kerrubi: Kabul edilemez

Devrim Muhafızları’na bağlı askerler ve İran polisi, Musevi’nin karargahını kuşattılar. Devrim Muhafızları’na komuta eden ve ülkenin en güçlü yetkilisi olan dini lider Ayetullah Ali Hamaney’e yazdığı şikáyet mektubuna cevap alamayan Musevi, şahsen görüşmeye gitti. Randevu talebi reddedilince, kaybeden diğer iki aday ile temas kurdu. Kerrubi de, "Sonuçlar gayrimeşrudur ve kabul edilemez" diyerek Musevi’ye destek verdi.

Musevi örtüsü

Başörtüsünü "gevşek" bağlayan kadınların çoğu "ılımlı" Musevi’yi, kara çarşaflılar ise Ahmedinejad’ı seçti.

Hepsini Oku »